free tracking

 

Dış Politika Enstitüsü Başkanı Seyfi Taşhan anlatıyor

Amerika Birleşik Devletleri'nde bugün Türkiye'ye karşı son derece katı bir tutum içerisinde olan Rum ve Ermeni diasporalarının geçmişte böyle olmadığını gösteren bir anı.

Size anlatacağım anı hayli eski bir anı. Tabi uluslararası ilişkilerde çalışan insanların çok çeşitli anıları oluyor hatta insanların dünya sorunlarına kendi sorunlarına değişik yaklaşımları oluyor. Benim anlatacağım anı Amerika Birleşik Devletleri'nde bugün Türkiye'ye karşı son derece katı bir tutum içerisinde olan Rum ve Ermeni diasporalarının geçmişte böyle olmadığını gösteren bir anı.

1953 yılı sonlarında o zamanki Türkiye cumhurbaşkanı Celal Bayar'ın Amerika seyahati hazırlıkları yapılıyordu. Bilindiği gibi 1950 yılında Kore savaşında Amerikan askerlerinin hayatını korumak için büyük ölçüde kendini feda etmiş olan Türk tugayının kahramanlıkları bütün dünyada tanınmış ve Türk-Amerikan dostluğunun en önemli temelini oluşturmuştu. İşte o tarihlerde Celal Bayar Amerika'ya davet edilmişti 54 yılı başlarında bu seyahat gerçekleşmiş ve Celal Bayar büyük bir ihtişamla Amerika'da karşılanmıştı. New York'da Broadway'de büyük bir konfeti yağmuru altında bir geçit töreni düzenlenmiş ve Amerikan Kongresi'nin iki meclisi bir araya gelerek Celal Bayar'ı dinlemişti. İşte o sıralarda basın yayın genel müdürü bir görevle Amerika'ya gönderilmiş ve Amerika'da Celal Bayar'ın seyahatinin halkla ilişkiler bölümünü düzenlemek için çalışmalara başlamıştı. Ben de bu seyahate katıldım ve Celal Bayar'ın ikinci terc ümanı olarak - Büyükelçi Orhan Eralp birinci tercümanıydı- bu seyahate katıldım ancak seyahat hazırlıklarını yaparken bizim Amerika'da bir lobimiz olmayışı, Amerika'da Celal Bayar'ın gelişinden kimsenin haberdar olmayışı dolayısıyla bir büyük çaba içerisine girme lüzumunu hissettik. Bu çabamızda bize kim yardım eder diye araştırmaya başladık. O zaman Türkiye ile Yunanistan arasındaki ilişkiler gayet iyiydi 1953 yılıydı ve daha Kıbrıs olayları başlamamıştı. Biz dedik ki 'hadi belki bize Amerika'ya yerleşmiş Rumlar yardım eder' ve hakikaten o zaman 20. Asır film şirketinin (20th Century Fox) patronu bir Rumdu ve bizim o zamanki basın yayın müdürü de Giritli olduğu için güzel bir diyalogla Türk cumhurbaşkanının bütün gezisinin televizyonlarda gösterilmesi ve o zaman sinemalarda gösterilen haber programlarında çıkması kabul edilmişti. Rum Spiros Scuras adlı Rum yönetici bütün bunları ücretsiz sağlamayı kabul etmişti. Biz bundan biraz şımardık ve dedik ki 'Acaba Ermenilerle nasıl olur? Bunu California'daki Ermenilerle bir denesek'. O zaman Hilton otelinde staj görmekte olan Nazif Bölükbaşı- meşhur filozof Rıza Tevfik'in oğlu - California'ya gönderildi. Bir gün sonra, bir telefon konuşmasıyla 'California'daki bütün Ermeniler Celal Bayar'ı karşılayacaklar ve onun için en büyük propagandayı yapacaklar' dedi. Hakikaten sözlerini tuttular ben California'da San Fransisco şehrinde Türk bayraklarının asılmasına nezaret ediyordum. Bir ekip Türk bayraklarını asıyorlardı. Bir polis bizi durdurdu. Dedi ki 'Amerika'da bir bayrak nizamı vardır. Bu bayrak nizamına göre Türk bayrağı münferiden, yalnız başına asılamaz; bir Amerikan bayrağıyla birlikte asılması lazım, ondan büyük olmaması lazım'. Halbuki bizim astığımız kocaman bayraklar o yüksek binalardan aşağı sallanıyordu. Onun üzerine ben California'daki halkla ilişkiler düzenlemesini yapan ve aynı zamanda o tarihte Ömer Hayyam diye bir lokanta işleten Mardikyan adındaki Ermeni liderle konuştum. O hemen telefon açtı belediye başkanına ve gayet talepkar bir ifadeyle 'Belediye Başkanı' dedi 'Benim cumhurbaşkanım geliyor onu burada ağırlayacağız'. O bir şeyler söyledi ‘Ne dersen dinlemiyorum. Bunu yapacaksın' dedi ve 5 dakika daha konuştular. Sonra bana dedi ki 'Git istediğin kadar bayrak astır , bu belediye reisi artık sana karışmayacak'. Yani bu kadar nüfuzlu bir toplum Ermeniler. Daha sonra San Fransisco'dan Hollywood'a geçtik. Bize büyük izaz ikram. Ermenilerin evlerine gittik. Güzel dostluk emareleri gösterildi. Celal Bayar'a Ermeni kız izciler çiçek takdim ettiler. Celal Bayar Ermeni cemaati liderine fotoğrafını imzaladı ve bu kadar dostluk içerisinde döndük.

Ne oldu bilinmez tabi aradan bir 20 sene geçti. 20 sene sonra ilk saldırı Los Angeles'da o zamanki Türk konsolosuna karşı yapıldı ve ondan sonra ASALA cinayetleri devam etti durdu. İşte şimdi tarihe baktığınız zaman dün bu cinayetleri işleyenlerin babaları Türkiye'den göçlere daha yakın insanlar, Celal Bayar'a bu kadar yakınlık gösterebilen insanlar bir nesil sonra dönüyorlar. Acaba hangisi doğru: Onların gösterdiği yakınlık mı doğruydu yoksa şimdiler mi haklı? Bence tarih gösteriyor ki olayları daha yakından bilenler Türklerin bu konuda itham edilemeyeceğini ve beraberliklerin onlar için daha iyi olacağını düşünüyorlardı. Bir nokta da tabii o sırada Türk-Amerikan ilişkilerinin fevkalâde oluşu bu fevkaladelik dışında kalmak istemeyen Ermenilerin de Türklere dostluk göstermeleriydi. Sanırım bu ikinci açıklama daha doğru çünkü Rumlar da aynı şekilde davranıyorlardı. Türk-Amerikan ilişkileri sarsıldıkça Türkiye'yle ihtilafları olan diasporanın Türkiye'ye karşı tutumları da değişmiş. Bu da bir tarihi anı.

Seyfi Taşhan
Dış Politika Enstitüsü Başkanı
 
Dream Co. © 2005 | Gizlilik  | Kullanım Koşulları