“Türkiye ve AB: Avrupa Enerji Politikası için Birlikte” 5 Haziran 2007, İstanbul Ortak Konferans Açıklaması

05.06.2007, İstanbul


“Türkiye ve AB:  Avrupa Enerji Politikası için Birlikte” Konferansı, 5 Haziran 2007 tarihinde İstanbul’da düzenlenmiştir.  Konferans’ta, Türkiye’den ve AB’den kilit siyasi ve ekonomik aktörler biraraya gelerek enerji alanındaki ortak zorlukları ve fırsatları ele almışlardır.

Konferansta, Türkiye tarafından, Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Sayın Ali Babacan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Sayın M. Hilmi Güler ile AB tarafından AB Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn, Enerjiden Sorumlu Komiseri Andris Piebalgs ve AB Dönem Başkanlığını temsilen Almanya Dışişleri Bakanlığı Devlet Sekreteri Georg Boomgaarden konuşmalar yapmışlardır.

Türkiye ve Avrupa Komisyonu bu vesileyle Konferansta ele alınan hususlar temelinde aşağıdaki Ortak Açıklama’yı yayımlamışlardır:

1)  Sürdürülebilir, güvenilir ve ekonomik enerji tedariki, küresel düzeyde önemli bir meseledir.  Küreselleşme ile birlikte rekabet artmaktadır.  Petrol ve gaz fiyatları dalgalanmaktadır.  Yeni aktörler küresel pazarları etkilemektedir.  Ayrıca, enerji talebi ve ithalat bağımlılığı AB’de ve Türkiye’de artmaktadır.

Bu çerçevede, Avrupa Komisyonu’nun “Avrupa için bir Enerji Politikası” Bildirimine dayanan 9 Mart tarihli Avrupa Konseyi Sonuçlarında işaret edildiği üzere, Avrupa enerjide yeni bir döneme girmiştir.  Türkiye de, son yıllarda % 5’ten fazla talep artışı ile dünyada en hızlı büyüyen enerji pazarları arasında yer almaktadır.  Her ikisinde de enerji güvenliğinin sağlanması noktasında acil bir çeşitlendirme ve yatırım ihtiyacı mevcuttur.

2)  Coğrafi olarak dünyanın en büyük kanıtlanmış gaz ve petrol rezervlerinin yakınında bulunan Türkiye, kaynak ülkeler ile AB’nin önemli tüketici pazaları arasında doğal bir enerji köprüsü konumundadır.  Ayrıca, Türkiye’nin güçlü ve hızla büyüyen ekonomisi, bölgenin rezervlerinden tüm tarafların çıkarına olacak şekilde daha fazla yararlanılması noktasında önemli bir işlev görecektir.

3)  Stratejik işbirliği hem Türkiye’nin hem de AB’nin enerji arz güvenliğini güçlendirecektir.  Enerji güvenliğinin arttırılması çerçevesinde Türkiye’nin coğrafi konumundan yararlanılması, Türkiye ve AB’nin önemli bir ortak çıkar alanı olup, Avrasya’nın ekonomik kalkınmasına kaydadeğer katkıda bulunacaktır.

4)  Konferansta mevcut ve gelecekteki enerji projeleri ele alınmıştır.  Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattı, Bakü-Tiflis-Erzurum Doğal Gaz Boru Hattı ve Türkiye-Yunanistan-İtalya Enterkonnektörü’nün, kaynak çeşitlendirmesine yönelik kaydadeğer adımlar olarak altı çizilmiştir.  Ayrıca, Hazar Geçişli Doğal Gaz Projesi, ortak girişimlerde bulunmanın ivediliğini gösteren önemli bir proje olarak kaydedilmiştir.  Türkiye ve Avrupa Komisyonu, anılan projelerin hayata geçirilmesine ilişkin güçlü iradelerini vurgulamışlardır.

5)  Her iki taraf da, çeşitli kaynaklardan elde edilecek doğal gazı önce Türkiye, sonra AB’ye ulaştıracak olan Nabucco Projesi’nin gerçekleştirilmesine olan kuvvetli bağlılıklarını ifade etmişlerdir.  Nabucco Boru Hattı her iki tarafın da doğal gaz arz güvenliğini arttıracak ve Türkiye’nin AB’nin doğal gaz tedarikinde dördüncü ana arter olmasını sağlayacaktır.

6)  Yeni boru hatlarını beslemek için yeni kaynaklara duyulan gereksinimin altı çizilmiştir.  Bölgedeki kilit enerji üreticileri ile enerji ilişkilerinin geliştirilmesi ve güçlendirilmesi için ortaklaşa çalışmalar yapılacaktır.  Bu, Türkiye’nin enerji alanında önemli bir oyuncu olma potansiyelinin hayata geçirilmesine yardımcı olacaktır.

7)  Türk Boğazları’ndan geçen petrol ve petrol ürünleri miktarındaki dramatik artış göz önüne alındığında, her iki taraf da Türk Boğazları’nda tanker trafiğinin insan sağlığı ve çevre açısından ciddi risklere neden olduğunu vurgulamışlardır.  Buna ilaveten, deniz ulaşımında meydana gelebilecek bir felaket, dünya pazarlarına düzenli petrol akışını kesintiye uğratarak, petrol fiyatlarında dalgalanmalara neden olabilecektir.  Çözüm, Samsun-Ceyhan petrol boru hattının önemli bir örneğini teşkil ettiği Boğazlar’ı by-pass eden alternatif petrol ihracat yollarında yatmaktadır.

8)  Her iki taraf da çeşitlendirmenin ve temiz kömür, yenilenebilir enerji kaynakları ve - bu seçeneği kullanmayı arzu eden ülkeler için - nükleer enerji gibi enerji güvenliğinin arttırılmasında maliyet açısından etkin çözümler sunan temiz ve alternatif enerji kaynaklarının geliştirilmesine duyulan ihtiyacı vurgulamışlardır.

9)  Taraflar, yatırımları cezbetmek konusunda enerji verimliliği ve alternatif enerji kaynaklarını içeren alanlarda sektörler arası kapsamlı ve derinlemesine işbirliğini teşvik etmişlerdir.

10)  Taraflar, AB’nin enerji arz güvenliğinin sağlanmasında Türkiye’nin sahip olduğu stratejik önemi ve bu bağlamda oynayacağı önemli rolü teyit etmişlerdir.  Türkiye katılım sürecinde ilerledikçe, bölgenin enerji kaynaklarına güvenli erişimin sağlanması ve bunların pazarlara güvenli bir şekilde ulaştırılması hususlarında tutarlı politikaların uygulanmasına ihtiyaç duyulacaktır.

Türkiye halihazırda enerji piyasasını AB iç pazarı kuralları ile uyumlaştırma yönünde önemli adımlar atmıştır.  Bu sürecin desteklenmesinde AB’nin güçlü bir çıkarı vardır.  Enerji Faslı’nda müzakerelerin açılması, bu bağlamda kaydadeğer bir ileri adımı teşkil edecektir.

11)  Türkiye’nin karar alma sürecinde eşit bir taraf olarak Enerji Topluluğu’na katılması, geriye kalan tüm teknik meselelerin çözüme kavuşturulması ile mümkün olacaktır.  Türkiye ve Avrupa Komisyonu bu amaç doğrultusunda etkin çalışmalar yapacaklardır.

12)  Türkiye ve AB, Konferans’ı enerji alanında stratejik işbirliklerinde bir dönüm noktası olarak addetmektedirler.  Gelecekte bu işbirliğini derinleştirmek ve genişletmek konusunda ortak bir niyet paylaşmaktadırlar.

Dolayısıyla, Türkiye ve Avrupa Komisyonu gelecekteki işbirliklerine dair olarak aşağıdaki hususlar üzerinde mutabık kalmışlardır:

  • Karadeniz, Hazar, Orta Asya, Akdeniz ve Ortadoğu’dan oluşan ortak komşu bölgemizde mevcut jeo-stratejik zorluklarda işbirliği yapmak,

  • İlgili AB müktesebatını ve Türkiye’nin enerji ihtiyaçlarını, Enerji Faslı müzakerelerini ve Enerji Topluluğu sürecini dikkate alarak, enerji piyasalarına ilişkin politikalar ve uygulamalarda eşgüdüm sağlamak,

  • AB Araştırma ve Geliştirme Çerçeve Programı (FP7) Eylem Planı çerçevesinde, yenilenebilir enerji kaynakları ve hidro-elektrik gibi ortak çıkar alanlarında Türkiye’nin katılımını arttırmaya daha da fazla vurgu yaparak mevcut olan teknolojik işbirliğini yoğunlaştırmak ve

Yeni altyapının finansmanına ilişkin piyasa temelli yöntemler konusunda bilgi değişimde bulunmak.