AB'NiN iLERLEME RAPORU TüRKiYE'NiN STRATEJiK öNEMiNE VURGU YAPIYOR

11.11.2008


AB’nin genişlemeden sorumlu Komiseri Olli Rehn genişleme ile ilgili olarak Avrupa Parlamentosu Dışişleri Komitesine bilgi verirken, AB’nin politikasının şimdi yeni bir çerçeve içinde ele alındığını, Rusya-Gürcistan krizi ile Türkiye gibi ülkelerin AB için stratejik öneminin, AB’nin istikrarı, güvenliği, enerji arzı ve bölgedeki ilişkiler açısından değerinin anlaşıldığını belirtmiştir. Bu bakımdan, AB’nin “yumuşak gücü”nü ve iyi yürütülen bir genişleme politikasını sürdürmek gereğinin ortaya çıktığına işaret etmiştir.

Bilindiği gibi Avrupa Birliği-Türkiye arasındaki müzakerelerde 8 fasıl üzerinde AB Konseyi ambargo koymuş olup bu sekiz fasıldan biri de Dış İlişkiler konusundaki 30.fasıldır. İlerleme Raporu Dışişleri, Güvenlik ve Savunma Politikası konusundaki 31.fasıl ile ilgili olarak Olli Rehn’in konuşmasına gerekçe olacak biçimde AB ile Türkiye arasında yapılan siyasi istişarelere dayanan aşağıdaki geniş bilgileri vermektedir.

Irak- Türkiye’nin Irak’ın istikrarı, güvenliği ve Irak’taki milli uzlaşma yolundaki çabalara katkısı anlatılmaktadır.

İran- Türkiye’nin İran’ın nükleer programı ile ilgili olarak AB’nin tutumunu desteklediği ve İran’ı krizin çözümü konusunda teşvik ettiği belirtilmektedir.

Güney Kafkasya- Türkiye’nin Azerbaycan ve Gürcistan ile yakın ilişkilerinin olduğu anlatılmaktadır. Ermenistan ile hudut kapalı olmakla beraber, Türkiye Cumhurbaşkanı’nın Erivan’a ilk ziyareti yaptığı, iki ülke Dışişleri Bakanları arasında resmi görüşmeler de yapıldığı, Türkiye’nin ortak tarihçiler komisyonu kurulması önerisinde ısrar ettiği belirtilmektedir. Ağustos ayındaki Rus-Gürcistan çatışması konusunda Türkiye’nin Gürcistan’ın toprak bütünlüğü ve egemenliğinin önemini vurguladığı, Rusya ile temas kanallarını da açık tuttuğu, çatışmalardan sonra, Türkiye’nin uzlaştırıcı bir rol oynadığı ve “Kafkas İşbirliği ve İstikrar Platformunu” bütün bölge ülkeleri için önerdiği anlatılmaktadır. Türkiye’nin Yukarı Karabağ sorununun çözümünü kolaylaştırıcı gayretler de yaptığı ve Eylül ayında Türkiye, Azerbaycan ve Ermenistan Dışişleri Bakanları arasında bir toplantı yapıldığına işaret edilmektedir.

Orta Doğu- Türkiye’nin aktif ve yapıcı bir rol oynadığı, AB tutumuna uygun olarak Orta Doğu Barış Sürecini desteklediği, Annapolis’e destek verdiği, Filistinliler’in birliği ve uzlaşmasını desteklediği, İsrail ve Filistin otoritesi Başkanlarının TBMM’de konuştukları, Türkiye’nin Suriye ve İsrail arasında dolaylı görüşmeleri başlattığı, Lübnanda uzlaşma lehinde çabaları da bulunduğu belirtilmektedir.

Karadeniz- Türkiye’nin AB Komisyonu tarafından 2007’de Karadeniz Sinerjisi konusunda ileri sürülen fikirleri iyi karşıladığı, AB’nin Karadeniz bölgesi iş birliği içinde daha aktif rol almasını istediği; 14 Şubat 2008’de Kiev’de AB ve geniş Karadeniz bölgesi ülkeleri Dış İşleri Bakanları toplantısına katıldığı, BSEC Başkanlığını Ukrayna’ya devrettiği anlatılmaktadır.

Afganistan, Pakistan- Türkiye Dış İşleri Bakanlığı’nın Nisan 2007 “Ankara Deklarasyonu”nu geliştirerek bu iki ülkenin sorunlarını görüşmelerine yardımcı olmaya çalıştığı; Haziran 2008 deki uluslararası konferansta Afganistan’ın yeniden imarına katkısının iki misline çıkardığı; ISAF’a 800 asker verdiği, sivil ve askeri yardımda da bulunduğu belirtilmektedir.

Türkiye’nin Körfez ülkeleri ile, özellikle Katar ile ilişkilerini sıklaştırdığı, Afrikada yeni 10 Büyükelçilik açılacağı anlatılmaktadır.

AB’nin Ortak Dış ve Güvenlik Politikası- Türkiye AB’nin bu konudaki bildirilerini genel olarak desteklemektedir, 2008 yılında 124 bildiriden 109 tanesini desteklemiştir. İran, Rusya, Pakistan, Sri Lanka, Çin, Sudan Belarus ve Moritanya konusundaki bildirilerdeki AB tutumuna uymamıştır.

Kitle İmha Silahları- Türkiye tüm uluslararası anlaşmalara taraftır. Aralık 2007’de Parlamento BM Kimyasal Silahlar Sözleşmesini de tasdik etmiştir.

Konvansiyonel Silahlar ve Çifte kullanım konusundaki Vassenaar düzenlenmesi gibi AB tutumlarına uymakta değildir.

Uluslararası Kuruluşlar- Türkiye Uluslararası Ceza Mahkemesinin statüsünü imzalamıştır. 2009-2010 yılları için BM Güvenlik Konseyi geçici üyesi olmuştur.

Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikası(ESDP)- AB’nin Bosna Hersek’teki EUFOR/ALTHEA askeri misyonuna katkıda bulunmaktadır. EUPM Polis misyonunu da desteklemektedir. Kosova’daki EULEX misyonuna katılan AB üyesi olmayan 5 ülkeden biridir.

Türkiye Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikası ile işbirliğini artırmak istemektedir; ESDP’deki statüsünden memnunsuzluk duymaktadır, AB ile ikili güvenlik anlaşmasının yapılmamasından şikayet etmektedir, Avrupa Savunma Ajansındaki idari düzenlemelerden de memnun değildir.

AB-NATO ilişkilerinde, bütün AB ülkelerinin “Berlin Plus” dan daha öte işbirliğine girmelerine Türkiye itiraz etmektedir. Bu da özellikle Kosova ve Afganistan’da sivil ESDP misyonları bakımından AB-NATO işbirliğinde sorunlar yaratmaktadır.