|
Kofi Annan teklifleri üzerinde Türk tarafının
pek çok itiraz noktaları olduğu; ayni şekilde Rum tarafının da
pek çok noktalara itiraz ettiği bilinmektedir. Şayet iki taraf
arsında bu itiraz konuları müzakereye alınacak olursa yeniden başlayacak
müzakerelerin de kırk yıldır devam eden müzakerelerden biri
olarak akamete uğrayacağını önceden kestirmek zor değildir. Buna
karşılık müzakerelerde bir sonuç alınamaz ise bölünmüş
bir Kıbrıs’ın AB’ye girmesi söz konusu olacak bunun da Türkiye’nin
AB’ye katılma sürecine büyük bir darbe vuracağı da bilinmektedir.
Avrupa Birliği ise bölünmüş bir Kıbrıs’ın AB için
getirebileceği sorunlardan şimdiden huzursuzluk duymaktadır. ABD iki müttefikinin
bu bölgedeki ihtilafı ortadan kaldırmasını istemektedir ve ABD başkanı
bu konuda şahsen talepte bulunmuştur.
Her iki taraf da en iyi niyetlerini gösterseler dahi
iki tarafında itirazlarının izale edilmesi Mayıs 2004 tarihine kadar mümkün
olamayacaktır.
Bu açmazdan, Türkiye’nin ve Kıbrıs
Türklerinin güvenlik ve çıkarlarını tehlikeye atmadan
nasıl çıkılabilir?
Bazı öneriler ortaya atılmaktadır.
Bunlardan biri Dayton tipi bir çözümdür. Bu yöntem
ABD’nin arabuluculuğu ile Kıbrıs Türk ve Rum liderlerinin, garantör
devletler olarak Türkiye Yunanistan ve İngiltere ile AB ve BM yüksek
düzey temsilcilerinden oluşacak bir grubun nihai çözümü
hazırlayıncaya kadar bir müzakere maratonuna katılmalarıdır. Her
iki taraf da en iyi niyetle masaya otursalar dahi bu süreçten
olumlu bir sonuç alınmayabilir. Zira Kıbrıs’taki iç durum
Dayton müzakerelerinin yapıldığı zamandaki Bosna-Hersek’e benzememektedir.
Belki de tarafları bu şekilde masaya oturtmak dahi mümkün olmayabilir.
Akla
ikinci bir çözüm yolu gelebilir. Bu yol şu anda çözüm
sağlamak yerine Kofi Annan tekliflerini bir yandan yürürlüğe
korken diğer yanda çözüm sağlama yöntemi üzerinde
bir mutabakata varabilmektir. Bu yöntem şöyle işler:
Taraflar
bir mutabakat muhtırası hazırlayarak şu hususları belirtirler:
a.
Kofi Annan teklifleri olduğu gibi kendi mekanizmasına
uygun olarak yürürlüğe konur;
b. Türkiye, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyetinin kurucu
iki devletinin temsilcileri, Yunanistan ve AB temsilcilerinden oluşan
bir komisyon kurulur ve bu komisyon her iki kurucu devletin ve şayet varsa
garantör devletlerin Kofi Annan teklifine karşı sundukları karşı
önerileri ele alarak adaletli bir şekilde çözüme
bağlar; bu amaçla üçüncü tarafların yardımını
talep edebilir.
Üzerinde
ihtilaf bulunan mülkiyet, harita değişiklikleri ve geri dönüş
gibi konularda tarafların yaptıkları itirazlar sonuçlandırılıncaya
kadar statüko korunur.
Hazırlanacak bu mutabakat da Kofi
Annan teklifleri ile birlikte referanduma sunulur.
Bu çözüm yolu iki tarafı da tatmin edecek
bir çözüm değildir. Ancak başarı şansı diğer yöntemlerden
daha fazladır. Zira Birleşik Kıbrıs Devleti kurulduktan ve her iki kurucu
devlet de AB’ye katıldıktan sonra aralarındaki AB üyesi olarak kendilerine
daha fazla güven duymaları ve ihtilaflara yapıcı olarak eğilmeleri
daha kuvvetli bir ihtimaldir.
|