|
NATO'ya Amerikan Aşısı Güven Özalp, Brüksel Bundan yaklaşık bir yıl önce ABD’nin “kalbine” gerçekleştirilen saldırı uluslararası alanda bir çok taşın yerinden oynamasına neden oldu. Bu değişimden nasibini alan en önemli kurumlardan biri de NATO. Son yıllarda işlevi tartışılmaya başlanan hatta bir ara günümüz gerçeklerine ayak uyduramamakla suçlanan NATO, önemli bir transformasyonun eşiğine geldi. Yeni konseptinin temellerini yavaş yavaş atan NATO’ya, zamanlamasıyla ve içeriğiyle oldukça dikkat çeken, “mini devrim” niteliğinde bir öneri de İttifak’ın itici gücü ABD’den geldi. Varşova’da düzenlenen Savunma Bakanları Toplantısı’nda ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld, Washington’da uzun zamandır hazırlıkları sürdürülen NATO Acil Müdahale Gücü oluşturulmasına yönelik projeyi müttefiklerin görüşüne sundu. Rumsfeld’in gündeme getirdiği NATO Acil Müdahale Gücü’nün, yaklaşık 21 bin askerden oluşması ve tugay bazında hareket etmesi öngörülüyor. Çok kısa bir süre içinde toparlanıp dünyanın her bölgesinde görev yapabilecek bir yapıda olması hedeflenen bu saldırı gücünün teknolojinin tüm nimetlerinden yararlanacak olması da önemli bir özelliğini oluşturuyor. Her koşulda görevlerini yerine getirebilme kabiliyetine sahip elit güçler, uydu ve lazer güdümlü füze ve bombalar, erken uyarı uçakları, kimyasal ve biyolojik saldırıları göğüsleyebilecek savunma birimleri bu güçte yer alması düşünülen unsurlardan sadece birkaçı. Prensipte kara birliklerine dayanacak olan güç katılacağı operasyonun niteliğine göre hava ve deniz unsurlarıyla desteklenecek. Gücün katılacağı operasyon tipine de bir sınırlama getirilmiyor. Kosova Savaşı’nda olduğu gibi yoğun askeri hareketlilik gerektiren operasyonların yanı sıra boyutu küçük, askeri yoğunluğu düşük, ancak doğuracağı sonuçlar açısından önemli olan operasyonlar da gücün görev alanları arasında yer alacak. İtiifak’ın Soğuk Savaş döneminden kalma komuta yapısını değiştirmeye, iletişim kanallarını geliştirmeye ve askeri imkan ve yeteneklerini artırmaya çabaladığı bir dönemde gündeme getirilen bu öneri, NATO’nun kuruluşundan bu yana benimsediği ve uzun yıllardır tabu olarak görülen yaklaşımları da rafa kaldıracak nitelikte. 1949’dan bu yana kollektif savunma ilkesiyle hareket eden, IFOR ve KFOR dışında geleneksel görev alanı dışına çıkmayan NATO, önerilen bu gücün oluşturulmasına üye ülkeler tarafından yeşil ışık yakılırsa Washington tarafından geçtiğimiz günlerde açıklanan “O seni vurmadan sen onu vur” (pre-emptive) yaklaşımını bünyesine adapte ederek dünyanın her bölgesinde görev üstlenebilecek, savunmanın yanı sıra saldırıyı da politikaları arasına katmış bir örgüt haline gelecek. NATO, her ne kadar oluşturmakta olduğu yeni güç yapısında bu tür bir Acil Müdahale Gücü’nün oluşturulmasına olanak sağlayacak altyapının sinyallerini verse de Rumsfeld’in önerisi özellikle bazı Avrupalı meslekdaşları tarafından endişeyle karışık bir kuşkuyla karşılandı. Avrupa Birliği’ne üye NATO üyeleri özellikle Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikası kapsamında oluşturulması öngörülen Acil Müdahale Gücü’nün gölgede kalma olasılığı nedeniyle ABD’nin önerisine mesafeli yaklaştılar. ABD’ye Kanada, İngiltere, Türkiye, İspanya ve İtalya’dan net destek gelirken “muhalefet kanadının” başını Fransa, Almanya, Belçika ve Lüksemburg çekti. Bu ülkeleri rahatlatma görevi ABD’nin önerisini memnuniyetle karşılayan NATO Genel Sekreteri Lord George Robertson’a düştü. Robertson yaptığı açıklamada NATO Acil Müdahale Gücü’nün hiçbir ulusal ya da çok uluslu gücün yerini alma niyetinde olmadığını söyledi. ABD de Birlik tarafından oluşturulmaya çalışılan ancak bir türlü hayata geçirilemeyen Acil Müdahale Gücü’yle kendileri tarafından önerilen gücün görevlerinin farklı olacağının altını ısrarla çiziyor. NATO’da görevli bir üst düzey bir Amerikalı subayın deyimiyle Avrupa Birliği’nin hayata geçireceği gücün görevi barışı koruma ve insani yardım operasyonlarıyla sınırlı kalacak. ABD’nin önerdiği gücün koşacağı kulvar ise tamamen farklı olacak. Her ne kadar Amerikalılar iki gücün birbirleriyle çakışmayacağı mesajını verseler de Transatlantic Center savunma uzmanlarından Barry Posen gibi bunun tam tersini düşünenler de var. Posen, ABD’nin önerdiği yeni gücü AB Acil Müdahale Gücü’ne çevrilmiş bir silah olarak tanımlıyor. Gerek savunma alanına maddi kaynak aktarma konusunda büyük eksiklikleri bulunan gerekse bu tür bir güce yeşil ışık yakmada siyasi irade oluşturma zorluğu çeken Avrupalı NATO müttefiklerinin önlerinde 21 – 22 Kasım tarihlerinde Prag’da düzenlenecek NATO Zirvesi’ne kadar bir değerlendirme süresi var. Bu tarihe kadar ABD’nin önerisinin eksileri ve artıları tartılarak bir konsensüs sağlanmaya çalışılacak. 19 üye ülkenin onay vermesi halinde NATO’da yeni bir dönemin başladığının en önemli göstergelerinden biri olacak olan bu güç hayata geçirilecek. Şu ana kadar Avrupalı müttefiklerin hemen her konuda eninde sonunda ABD’nin dediğine geldikleri göz önünde bulundurulursa bu gücün de NATO tarihinde yeni bir sayfa açmak üzere kısa süre içinde gün ışığına çıkacağını söyleyebiliriz. |