2005 yılında Ukrayna'da gerçekleştirilen "Turuncu Devrim"in ardından, Ukrayna ülke içindeki siyasi istikrarı bir türlü sağlayamadı. Son 3 yıldır Ukrayna'da her sene koalisyon hükümetleri dağılıyor ve ardından tekrar seçimler yapılıyordu. Fakat bu kez durum geçmiş yıllara oranla çok daha farklı ve karmaşık bir hal almış bulunuyor. 2006 ve 2007 yıllarında yapılan seçimlerden Yanukoviç zaferle ayrılmasına rağmen uzun süre görevinde kalamadı. Yanukoviç'in kurduğu hükümet 2006 yılında Yuşenko'nun fikirleri ve politikalarıyla anlaşamadığı için parlamento Yuşenko tarafından feshedilmiş ve yeni seçime gidilmişti. Zaten bu ikilinin anlaşabilmeside pek ihtimal dahilinde gözükmüyordu. Yuşenko'yu Batı başa getirmişti, Yanukoviç ise Rusya yanlısı bir isimdi. Ardından 2007 yılında yapılan seçimden yine Yanukoviç galip ayrılmıştı, fakat tek başına hükümet kuracak çoğunluğu elde edemediği için, Timuşenko ile Yuşçenko'nun partisi arasında bir koalisyon oluşturulmuş ve böylece Timuşenko başbakanlık koltuğuna oturmuştu. Fakat aradan geçen zaman bu koalisyonun da uzun soluklu olmayacağının işaretlerini veriyordu. Bu noktada Timuşenko ile Yuşenko arasında ipleri belki de kopma noktasına getiren olay ise, parlamentoda Timuşenko ve Yanukoviç'in anlaşarak devlet başkanının yetkilerini sınırlayan bazı yasaları meclisten geçirmiş olmalarıydı. Yanukoviç bu olay sonrasında Timuşenko'yu "ihanetle" suçlamış ve bunu bir "anayasal devrim" olarak değerlendirmişlti. Ayrıca, Ukrayna Dışişleri Bakanlığı, ülkenin batısında bulunan Mukaçevo ve Rus Karadeniz Filosunun bulunduğu üssün yakınındaki Sivastapol radar istasyonlarını Avrupa sistemine entegre edebileceklerini ya da 3. bir ülkenin kullanımına tahsis edebileceklerini açıklamış, Yuşenko da bu açıklamayı desteklemişti. Fakat Başbakanlık koltuğunda oturan Timuşenko, bu duruma karşı çıktı. Ve oldukça hareketli ve karmaşık geçen bu süreç, 16 Eylül tarihinde Yuşenko'nun, daha önce de olduğu gibi, tekrar parlamentoyu fesetmesiyle sonuçlandı. Bu kararın ardından yeni seçimin tarihini önce 6, daha sonra ise 14 Kasım olarak açıklayan Yuşenko, 2 gün önce yaptığı açıklamayla bu karmaşık sürece yeni bir boyut kazandırdı. Yuşenko, seçimlerin 2009 yılında yapılacağını, kesin zamanının ise gelecek dönemde tayin edileceğini açıkladı. Yuşçenko'ya yakın kaynakların ifadelerine göre ise, seçimin ekonomik kriz nedeniyle daha uzun süre gecikebileceği ifade ediliyor. Ülke içindeki asıl siyasi mücadele ise, asıl şimdi başlıyor. 2009 yılında Ukrayna'da Devlet Başkanlığı seçimleri yapılacak. Timuşenko ve Yuşenko, bu seçimin en önemli iki adayı olarak kamuoyu önünde bulunuyor. Timuşenko Başbakanlığı döneminde Ukrayna'nın Rusya ile olan doğalgaz sorununu çözerek, halk önünde önemli bir prestij kazanmıştı. Ayrıca Timuşenko'nun Gürcistan'a hiçbir şekilde silah satılmayacağına söz vermesi ve Sivastapol radar istasyonunun Avrupa yada 3. bir ülkenin kullanımına açılması fikrine karşı çıkması, Kremlin'in de desteğini alma yönünde hamleler olarak değerlendirilebilir. Timuşenko bu doğrultuda dengeli bir politika izlemeye çalışırken, bu seçimlerde Yuşenko'nun en büyük destekçisinin ise, yine ABD olacağı varsayılabilir.
Ukrayna'nın karşı karşıya kaldığı sorunlar sadece ülke içindeki siyasi krizle de sınırlı değil. Bilindiği gibi Ukrayna'nın NATO'ya üye olma çabaları sürüyor. Fakat bu istekleri Aralık ayında gerçekleşecek toplantı da pek karşılık bulacakmış gibi gibi gözükmüyor. Yakın bir zamanda ABD Ukrayna Büyükelçisi yaptığı açıklamada, "Ukrayna'daki siyasi istikrarsızlık tam anlamaıyla giderilemediği sürece, NATO'ya üye olmaları oldukça zor görünüyor" ifadelerini kullanarak bir açıklama yapmıştı. Ayrıca Fransa, İtalya ve Almanya'dan gelen açıklamalarda Ukrayna için pek iç açıcı değil. Aslında NATO böyle bir tutum sergileyeceğinin sinyallerini daha Nisan ayında vermişiti. Nisan ayında yapılan NATO zirvesinde NATO Genel Sekreteri, Üyelik Eylem Planı ile ilgili yaptığı açıklamada: "Sizi istediğiniz eylem planına dahil edemesek de, kendimizden saymaya devam edeceğiz" şeklinde bir beyanatta bulunarak, Ukrayna'ya NATO üyeliği için mevcut koşullar altında yeşil ışık yakılamayacağını belirtmeye çalışmıştı.
Bu çerçevede Türkiye'nin tutumuna bir göz atacak olursak, NATO üyesi bir ülke olarak Ukrayna'nın NATO'ya üyelik talebini destelemektedir. Ayrıca ülke içindeki siyasi belirsizliğin en kısa sürede giderilmesi de Türkiye tarafından temenni edilmektedir.
Tüm bu sorunlarla karşı karşıya olan Ukrayna, daha uzun süre bu belirsiz ve zor süreç içerisinden çıkamayacakmış gibi görünüyor.