Yeni Anayasasına Giden Yolda Irak

Dış Politika Enstitüsü ile Bilkent Üniversitesi tarafından düzenlenen “Yeni Anayasasına Giden Yolda Irak” sempozyumu 22-23 Mart 2004 tarihlerinde Ankara’da yapılmıştır. Irak, ABD, İngiltere ve Türkiye’den akademisyenler, hukukçular ve bölge uzmanlarının katıldığı sempozyumda Irak’ın savaş sonrası durumu, politik ve sosyal demografisi ile anayasa modelleri tartışılmıştır.

Sempozyuma katılanlar, Irak halkının içinde bulunduğu güç durumu anlatmışlar, başlıca amacın Irak’ın demokratikleşmesi, hukukun üstünlüğünün güçlendirilmesi ve insan haklarının teminat altına alınması olduğunu vurgulamışlardır. Her ne kadar merkezi müstebit yönetimin yeniden tesisini önlemek için ademimerkeziyetçiliğe ve merkezi yönetim gücünün yerel yönetimlere devrine ihtiyaç duyulmakta ise de ülkenin etnik veya dini esaslara göre bölünmesinin önlenmesinin de önem taşıdığı üzerinde durulmuştur. Diğer taraftan, Irak Geçici İdari Yasası da birçok açıdan eleştirilmiş, hazırlanmasında saydamlık ve temsile önem verilmemiş olması demokratik gelenekler bakımından eksiklik olarak değerlendirilmiş, ayırımcılığa dayanmayan federal bir yapı öngörülürken bir bölgenin etnik temelde farklı konuma sahip kılınmasının yanlış olduğu, dine verilen önemin de sadece etnik temelde değil dini temelde de bölünmeyi teşvik edeceği ileri sürülmüştür. Birçok katılımcı Yasa’daki çelişkiler ve tutarsızlıklar üzerinde durmuştur. Bazıları Yasa’daki hiçbir hükmün sürekli olmadığını, mümkün olduğu kadar çok kimsenin memnun edilmesine ve aşırı uçlardaki heyecanların yatıştırılmasına çalışılması sonucunda çelişkilerin kaçınılmaz olduğunu, kadınlara tanına %25’lik kontenjan ve silahlı grupların tek bir komutanlığa bağlanmış olmaları dolayısıyla Yasanın devrimci nitelikte olduğunu ileri sürmüşlerdir. Bir katılımcı bu Yasanın hazırlanacak Anayasa için model teşkil edeceğini ve hazırlık çalışmaları sırasında fazla bir değişiklik beklenmemesi gerektiğini ifade etmişse de, diğer birçok katılımcı düzeltmeler, iyileştirmeler yapılabileceğini ve yapılması gerektiğini vurgulamışlardır. Bu safhada bölgede mutabakat sağlanmasına yönelik çalışmaların taşıdığı öneme de değinilerek yeniden yapılanmanın bölgede benimsenmemesi halinde Irak’ın huzura kavuşmasının güç olacağı belirtilmiştir.

Sempozyumda ayrıca genel seçimlerden önce Irak’taki farklı grupların sayısı ve ağırlıklarının saptanması açısından bir genel nüfus sayımı yapılması zorunluluğuna işaret edilmiştir. Önceki nüfus sayımlarına dayanılarak Irak’ın nüfusu hakkında tahminlerde bulunulmuş, bu çerçevede bir katılımcı Türkmen nüfusunun 2.2 milyon olduğunu, diğer bir katılımcı da Musul-Telafer civarındaki Türkmenlerin 750 bin olduğunu, Güney’de Kut çevresinde ise 1.5 milyon Türk yaşadığını, Bağdat ve çevresinde yaşayanların bu hesap dışında tutulduğunu ileri sürmüştür. Rakamlar Türkmen nüfusun Irak genel nüfusunun yüzde 10-12’sini teşkil ettiğini gösterdiği cihetle Geçici Yönetim Konseyi’nde en az iki üye ile temsil edilmeleri gerektiğine işaret edilmiştir.

Bölgede yaşayabilir federasyon fikrinin henüz alışılmamış olması itibariyle Irak’ın, Yugoslavya örneğini çağrıştıran şekilde bölünmesi endişesi dile getirilmiş, bir katılımcı ise yaşayabilir ve ülke bütünlüğünün korunmasına yardımcı olabilir örnek olarak Kanada’yı göstermiştir.

Sempozyumu açış konuşmasında Dış Politika Enstitüsü Başkanı Seyfi Taşhan şu hususları belirtmiştir:

“Irak’ta bugüne kadar olup bitenler ve gelecekte olacaklar tarihçiler ve akademisyenler tarafından çok farklı açılardan tartışılacaktır. Şimdiye kadar olan bitenler Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra kurulmuş bu genç devlet için büyük bir trajedi olmuştur; insan hayatlarına mal olan bu trajedi, ülkenin sosyo-politik yapısının yeniden şekillendirilmeye çalışıldığı şu günlerde de devam etmektedir.

Ancak unutmayalım ki, bir ülkeyi savaştan sonra yeniden şekillendirmek belki de savaş kadar güçtür. 80 yıl önce Türkiye de benzer sıkıntılardan geçmiştir. O zaman çökmüş bir imparatorluğun külleri üzerinde modern bir devlet kurma çabasındaydık. Bugün Irak ve halkı zalim bir diktatörlükten kurtularak demokratik ve mütecanis bir millet olma beklentisi içindedir.

Dış Politika Enstitüsü olarak, Türkiye ile tarihi ve demografik bağlarımız olan yakın bir komşumuz ve değerli partnerimiz olan Irak sorunlarına karşı daima büyük bir ilgi gösterdik.

Birinci Körfez Savaşı’nda 300 bin kadar Iraklı canlarını kurtarmak için Türkiye’ye sığındı. Birinci Körfez Savaşı’ndan sonra Türkiye özellikle Kuzey Irak halkına yaşamları için her türlü desteği verdiği gibi onların kendi yönetimlerini kurmalarına ve aralarındaki ihtilafları çözmelerinde yardımcı oldu. Irak’la aynı zamanda çok yakın ekonomik ilişkilerimiz bulunmaktadır. 100 milyon ton kapasiteli büyük bir petrol boru hattı geçmişteki ve hala bugün zor günlerinde Irak halkı için yaşamsal bir destek sağlamaktadır.

Irak halkının birliği, demokrasi ve refahı yanında, bu ülkedeki güncel sorunlar, eğilimler ve müstakbel siyasal sistem de Türkiye’yi yakından ilgilendirmektedir. Zira, Orta Doğu’nun stratejik bir bölgesinde bulunan Irak’ta olan bitenlerin, bütün bölgede olumlu veya olumsuz etkileri olacaktır.

Bu toplantıda Irak’tan, Avrupa ve Amerika’dan gelen uzmanlar Türk meslektaşları ile Irak’taki bugünkü durumu, demografik yapıyı ve gelecekteki anayasal düzeni tartışacaklardır.”