Avrupa Parlamentosu (AP) Başkanı PAT COX ile Söyleşi

Kayhan Karaca, Strazburg, 03.11.2003


AP’nin İrlandalı başkanı Cox, AB Komisyonu’nun son Türkiye ilerleme raporunun pozitif mesajlar içerdiğini söylüyor. Cox’a göre, gerçekleştirilen demokratik reformların pratikte uygulanışıyla ilgili olarak AB tarafındaki endişeler giderilmiş değil. Cox, « Kıbrıs konusunda AB 1 mayıs 2004’e kadar çözüm umudunu koruyor. Kıbrıs bütünleşmiş olarak üye olursa Türkçe de AB’ye giriş yapacak » diyor. Irak’a olası asker gönderme konusunda ise « Bu konuda Türkiye’yi eleştirmek AB’nin işi değil » görüşünde.


AB KOMİSYONU 5 KASIM'DA TÜRKİYE İLERLEME RAPORU'NU YAYIMLIYOR. SİZCE TÜRKİYE'YE NASIL MESAJ ÇIKACAK RAPORDAN?

COX :Türkiye'ye verilecek mesajın pozitif bir mesaj olacağı kanaatindeyim ... Adı üstünde, bu bir ilerleme raporu ve Türkiye'nin kaydettiği gözle görülür bir ilerleme var. Ben bunun gerektiği gibi, açıkça teyit edileceğini düşünüyorum. Aynı şekilde, raporda, Türkiye'nin yapması gerekenlerin de ilan edileceğini tahmin ediyorum.

TÜRKİYE'NİN KAYDETTİĞİ İLERLEME, AVRUPA PARLAMENTOSU'NDAN NASIL GÖRÜNÜYOR? GEÇEN YILA VE BU YILA BAKARAK TÜRKİYE’NİN AB İLE İLİŞKİLERİNDE GELDİĞİ KONUM HAKKINDA NE SÖYLEYEBİLİRSİNİZ ?

COX :Türkiye’de Avrupa Birliği'nin beklentileri doğrultusunda çok önemli anayasal değişiklikler ve yasal düzenlemeler yapıldı. Ama değerlendirmenin önemli bir bölümü; ki ben bu konuda Komisyon'da raporu hazırlayanlar kadar yetkin değilim, yapılan yasa değişikliklerinin uygulamaya nasıl geçirildiği ile ilgili. Bu amaçla, diğer izleme çalışmalarında olduğu gibi, ciddi gözlemler yapılmalı. Örneğin, demokratik olarak seçilmiş sivil otoritenin, parlamentonun, askeri harcamalar ve orduyla ilgili bazı diğer konularda ne tür bir kontrol mekanizmasına sahip olduğunu bilmiyoruz ve bu konuda kaygılarımız var. Türkiye'deki süreçte, bazı alanlardaki reform çalışmalarının daha Avrupalı bir yaklaşımla yürütülmesi konusunda genel bir eğilim var. Tabii bunlar benim düşüncelerim. İlerlme raporundan, ana hatlarıyla, "çok iyi olmuş, devam edin; şu, bu, bu konularda daha fazla çaba gösterin ve şu alanlarda ek reformlar yapın" gibi bir mesaj çıkmasını bekliyorum.

TÜRKİYE'NİN GERÇEKLEŞTİRDİĞİ DEMOKRATİK REFORMLAR KONUSUNDA AVRUPA PARLAMENTOSU'NDAKİ KAYGILAR NEDİR? ÖRNEĞİN ESKİ DEP MİLLETVEKİLLERİNİN YENİDEN YARGI SÜRECİ? LEYLA ZANA VE DİĞER ESKİ DEP’Lİ MİLLETVEKİLLERİNİN YENİDEN YARGIANMASI, AVRUPA PARLAMENTOSU'NDA AB-TÜRKİYE İLİŞKİLERİ AÇISINDAN OLAĞANÜSTÜ ÖNEMLİ BİR MESELE GİBİ GÖRÜNÜYOR...

COX :Ben bunun istisnai olarak çok önemli bir mesele olduğu kanaatindeyim. Bildiğiniz gibi Leyla Zana, Avrupa Parlamentosu Sakharov ödülüne layık görüldü. Fakat durumundan dolayı henüz ödülü kendisine takdim edemedik. Yani yarım kalmış bir işimiz var bu açıdan. Diğer yandan, ortada işleyen yasal bir süreç var ve biz bunu yok sayıp politikacılara telkinde bulunamayız. Fakat bu dava, sembolik açıdan çok önemli. Parlamenterlerin bu dava ile ilgili düşünceleri, hisleri, davanın hukuki detaylarının ötesinde bir önem taşıyor. Bu konu her yıl birbirimize salladığımız bir bayrak gibi. Bence bu sorunun en kısa süre içinde uygun bir şekilde çözülmesi, Leyla Zana'nın buraya gelip ödülünü alması, tüm bunların geride kalması, Türkiye'de yeni bir iklim oluştuğunun en somut ve su götürmez kanıtı olacaktır.

TÜRKİYE İLE AVRUPA BİRLİĞİ ARASINDAKİ BİR DİĞER ÖNEMLİ MESELE DE KIBRIS ... MÜZAKERELER DURDU, ARALIK AYINDA ADA'NIN KUZEYİNDE SEÇİM VAR. AVRUPA PARLAMENTOSU'NDAN NASIL GÖRÜNÜYOR TÜM BU GELİŞMELER?

COX :Avrupa Parlamentosu olarak, 1 mayıs 2004'ü, sadece Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Avrupa Birliği'ne katıldığı tarih olarak değil, Ada'daki iki toplumun iradesi doğrultusunda ve Annan planı temelinde kendi içinde uzlaşmış bir Kıbrıs'ın birliğe katıldığı gün olarak görmek istiyoruz, bu konuda hala umutluyuz ... Bu hem Kıbrıs için, hem Ada'daki iki toplum için, hem de bölge için, aynı zamanda Türkiye ve Avrupa Birliği için de en iyisi. Avrupa Birliği'nin Türkiye'ye karşı tutumu bir paket aslında ve şüphem yok ki, 2004'te meseleleri yeniden değerlendirirken, içinde bulunacağımız durum, yıllardır çözümsüz duran Kıbrıs sorununun anlaşmayla çözülmesi halinde bundan çok olumlu etkilenecektir.

BU TÜR KRİZLERDE SEMBOLLER ÖNEMLİ SANIYORUM. NEDEN AVRUPA PARLAMENTOSU STRASBOURG'DA VEYA BRÜKSEL'DE HER İKİ TARAFTAN PARLAMENTERLERİ AĞIRLAMIYOR?

COX :Aslında her iki tarafla da aktif bağlantılarımız var. İki tarafın temsilcileriyle burada, Strasbourg’daki makamımda kısa süre önce bir araya geldik. Seçim sürecine gelince; bu halkın seçimi ve buna saygı gösteririz. Kıbrıs halklarının ne yapacağına, nasıl yaşayacağına biz değil, kendileri karar verir. Kendilerini temsil edecek parlamenterleri yine kendileri seçer. Biz adil ve özgür bir seçim olmasını diliyoruz. Her siyasi hareketle siyasi diyaloğa açığız. Umarız, çıkan sonuç bizi çözüme götürür. Fakat dediğim gibi, tercih Kıbrıslılara ait.

VARSAYALIM KIBRIS SORUNU ÇÖZÜLDÜ. TÜRKÇE, AVRUPA PARLAMENTOSU'NDA RESMİ DİL OLACAK MI?

COX :Sorun çözülür, kendi içinde uzlaşmış bir Kıbrıs Avrupa Birliği'nin parçası olursa, Annan planının öngördüğü gibi 6 Kıbrıslı temsilciden 2'si Türk toplumundan olacak. Avrupa Parlamentosu da, temsilcilerinin kültürel haklarına sonuna kadar saygı gösterir.

AVRUPA PARLAMENTOSU IRAK'TAKİ SON DURUMU NASIL DEĞERLENDİRİYOR?

COX : Parlamento, bütçeden sorumlu Avrupa Birliği organı olarak, Madrid Konferansı'nda alınan kararlar doğrultusunda fon tahsis etmek için bir oylama yapacak. Diğer Avrupa Birliği organlarının tartışıp karara bağladığı fon tutarı, 200 milyon euro. Oylamanın ne zaman yapılacağını bilmiyorum ama olumlu bir sonuç çıkacağı kanaatindeyim. Şu anki tabloya baktığımızda, barışı ve istikrarı sağlamanın savaşı kazanmaktan çok daha zor bir iş olduğunu görüyoruz ve huzursuzuz. Bunun böyle olacağını ilk bomba düştüğü andan beri biliyorduk ve ben, en başından beri, son bomba düştükten sonra ne yapacaklarını merak ediyordum. Mevcut durum Iraklılar için çok kötü, işgal kuvvetleri için de hayli zor.

TÜRK PARLAMENTOSU GEREKİRSE IRAK'A ASKER GÖNDERMESİ İÇİN HÜKÜMETE YETKİ VERDİ. AVRUPA PARLAMENTOSU'NUN BU KONUDAKİ GÖRÜŞÜ NEDİR?

COX : Bu, Türk parlamentosunun kararıdır, saygı gösteriyoruz. Geçenlerde Brüksel'de Başbakan Erdoğan'la görüştüm. Bence hükümetiniz, sorumluluk ve olgunlukla davrandı. Yetki tezkeresini almış olmalarına karşın, şimdilik asker göndermemeyi tercih ettiler. Sahayı, fiziksel koşulları, görevi ve kendilerine yönelik muhtemel tepkileri inceliyorlar. Tüm bunlar olgunluk göstergesi. Yani "Hele Irak'a bir girelim, sonra kuzeye gider Kürtlerin icabına bakarız" gibi bir durum söz konusu değil. Bu yaklaşımı çok olgun ve olumlu buluyorum. Umarım, hükümet asker göndermeye karar verirse, görev yeri, intikal ve görevin niteliği konusunda kesin tanımlar yapılır ve kimsenin aklında soru işareti kalmaz. Türk hükümeti bu meseleye büyük bir dikkat ve özenle yaklaşıyor.

IRAK’A OLASI BİR ASKER GÖNDERME DURUMUNDA TÜRKİYE'NİN AVRUPA BİRLİĞİ PERSPEKTİFİNİN OLUMSUZ ETKİLENECEĞİNİ DÜŞÜNENLER VAR, SİZİN FİKRİNİZ NEDİR BU KONUDA?

COX : Irak konusu, Avrupa Birliği içindeki siyasi ayrırıkların doruğa çıktığı bir konu. Biz de bu konuda kirli çamaşırlarımızı yıkadık ve herkesin görebileceği bir yere astık. Herkes duruşumuzun nasıl olduğunu biliyor. Bu arada Avrupa'nın kendi Irak krizi de sürüyor. Kim ne yapmalı, nasıl müdahale edilmeli? Bu sorular Avrupa Birliği üyesi devletleri birbirine düşürdüğü gibi Parlamento'da bölünmelere yol açtı . Bu nedenle, doğru koşullarda yapılacak muhtemel bir müdahale konusunda Türkiye için bir standart belirlememiz mümkün değil. Şu kadarını söyleyeyim, Avrupa Birliği üyesi bazı ülkeler müdahaleyi savunuyor ve zaten oradalar ... bazıları ise, Birleşmiş Milletler öncü rol üstlenmediği için müdahale koşullarının oluşmadığını belirtiyor. Avrupa Birliği çifte standart uygulayamaz. Eğer bazı üyelerinin ve bazı müstakbel üyelerinin Irak'a askeri müdahalede bulunmasına ses çıkarmıyorsa, Türkiye'nin doğru koşullarda ve zeminde yapacağı bir müdahaleye de karşı çıkmayacaktır. Bu Türkiye'nin kararıdır ve Türkiye egemen bir ülkedir.