|
Avrupa Konseyi: "Avrupa, Irak
Konusunda Homojen" Irak krizi konusunda Avrupa ülkeleri arasında derin görüş ayrılıkları bulunduğu her geçen gün daha da belirginleşiyor. Türkiye’nin de üyesi olduğu Avrupa Konseyi’nin danışma organı olan Parlamenterler Meclisi (AKPM) ise Avrupa’nın Irak konusunda homojen bir politika sürdürdüğünü düşünüyor. AKPM geçtiğimiz günlerde Strasbourg’da aldığı bir kararda, Irak’a karşı askeri bir operasyon için henüz “meşru zemin” bulunmadığı mesajı verdi. BM onayı olmadan gerçekleştirilecek her türlü operasyonun hukuksal temeli olmayacağı görüşünü iletti. AKPM’nin Avusturyalı başkanı Peter Schieder, Irak konusundaki son gelişmeler hakkında Strasbourg’da Dış Politika Enstitüsü’nün sorularını yanıtladı. Schieder, 8 Avrupa ülkesinin ABD’yi destekleyen açıklamalarına rağmen, Avrupa’nın büyük çoğunluğunun Chirac-Schröder çizgisinde olduğu görüşünde. Soru : Geçtiğimiz günlerde Irak konusunda Avrupa’nın bölünmediğini belirten bir bildiri yayımladınız Strasbourg’ta. Ancak tüm dünya bu konuda Avrupa’nın bölündüğünü konuşuyor. AKPM adına yayımladığınız bildiri gerçekle çelişmiyor mu? Schieder : Avrupa’da bu konuda çeşitli görüşler var. Şahsen, Avrupa’nın tamamen hemfikir olduğu hiçbir siyasi konu bilmiyorum. ABD Avrupa’yı bu konuda bölmeye çalışıyor. Fransa ve Almanya’nın eski Avrupa olduğu, yeni Avrupa olarak tanımladıkları ülkelerin ise İngiltere ve ABD gibi düşündüğü tezini ortaya atıyor. ABD’ye burada vermemiz gereken yanıt, Avrupa’nın çoğunluğunun hukuka ve BM kararlarına dayanan bir karar istediği olmalı. Irak konusunda alınacak karar ABD’nin kararı olmamalı. Bir ülkeye karşı yapılacak herhangi bir eylemin kararı East River’da, yani BM’de alınmalı, Beyaz Saray’da değil. Bizim Avrupa Konseyi olarak verdiğimiz mesaj bundan ibaret. Avrupa’nın çoğunun Chirac-Schröder ikilisinin görüşünde olduğunu düşünüyoruz. Soru : Avrupa genelde Chirac ve Schröder gibi düşünüyor diyorsunuz. Ama Avrupa’nın önemli bir parçası olan İngiltere bu konuda tamamen ABD’nin yanında yer almış vaziyette. Avrupa Konseyi üyesi Macaristan topraklarını Iraklı muhalif grupların askeri eğitimine açmış durumda. Schieder : Ne Chirac, ne Schröder ne de AKPM olarak biz, “Saddam Hüseyin iyi bir insandır, orada kalsın” demiyoruz. Irak’ta olanlardan memnun değiliz. Korkunç bir diktatörlük olan mevcut rejimin devamını da istemiyoruz. Ne kadar çabuk biterse, o kadar iyi. Fakat sorun, bu rejimi şiddetle bitirme hakkı olup olmadığı ve eğer varsa bu hakkın kimde olduğudur. Bu ancak devletler hukuku kapsamında olabilir. Herhangi bir ülkede yaşayanların kendi diktatörlerini devirme hakkı da vardır, devletler hukukuna göre. Bu bağlamda diğer ülkelerin sorumluluğu muhalefeti, demokrasiyi ve hür basını desteklemektir. Dünyada milletler cemaatinin almış olduğu bir karar var : eğer bir ülkeye karşı şiddet uygulanacaksa, bu bir ya da birkaç ülkenin kararıyla değil, ancak ve ancak BM kararları sonucunda gerçekleştirilebilir. Böyle bir mutabakat var. Bu unutulmamalı. Soru : Dolayısıyla şu aşamada BM kararını gerekli görüyorsunuz. Ancak gelinen aşamada BM kararı olmasa da Irak’a karşı bir operasyon olacağı havası hakim. Avrupa Konseyi’nin bazı ülkeleri, olası bir operasyon durumunda, BM kararı olmaksızın devreye girdikleri takdirde, Avrupa Konseyi nasıl bir tutum içinde olacak? Schieder : Bildiğim kadarıyla Sn Blix raporunda “gidin Irak’ı bombalayın” demiyor. Sn Blix, Irak’ın yeterince işbirliği yapmadığını ve Bağdat’ın tutumuyla memnuın olmadığını belirtti. Ancak nihai bir arapor vermek için zamana ihtiyaç olduğunu da vurguladı. BM Genel Sekreteri Kofi Annan da aynı görüşte. Akıllıca olan da budur. Irak üzerinde baskı uygulamaya devam edilmeli ve Bağdat rejimi işbirliğine çağırılmalı. Meşru olmayan acil kararlarla askeri eylemlere başvurmak yerine, beklemek daha doğru olur kanısındayız. Çok iyi düşünmek gerekiyor. Başbakan Abdullahh Gül’ün Avrupa Konseyi’nde verdiği mesaj da buydu. |