"Türkiye'ye hazır değiliz"
Avrupa Parlamentosu Hıristiyan Demokrat Grup başkanı Hans-Gert Poettering ile söyleşi
Kayhan Karaca

07.10.2002


Türkiye’nin AB üyeliği yolunda gerçekleştirdiği son reformları nasıl karşılıyorsunuz ?

Hans-Gert PoetteringPOETTERING : TBMM’den geçen reformları ileriye dönük atılmış önemli bir adım olarak görüyor ve memnuniyetle karşılıyoruz. Uyum yasaları olumlu gelişmeler. Devamının gelmesini diliyoruz.

Bu reformlar sonrasında Türkiye şimdi AB’den daha net bir perspektif bekliyor. Örneğin üyelik müzakerelerine başlayabilmek için bir tarih. Bu beklenti size Strasbourg’ta Türk Dışişleri bakanı Şükrü Sina Gürel tarafından da dile getirildi. Avrupalı Hıristiyan Demokratlar bu beklentiyi nasıl karşılıyor ?

POETTERING : Yasaların parlamentodan geçmesi ile pratikte uygulanması ayrı şeyler. TBMM yasaları kabul ederek ilk adımı attı. Ancak iş yasaların parlamentodan geçmesiyle bitmiyor. Şimdi bunların hayata geçirilmesi önemli. Şimdi bizler bu yasaların pratikte uygulanışını yakın takibe alacağız. Pratikte uygulanışı görmeden müzakere tarihi tartışılmasının erken olduğu düşüncesindeyiz. Aralık ayında Kopenhag’da yapılacak AB zirvesi, Türkiye ile müzakere süreci başlatılması kararının alınması için erken bir süreç.

Kopenhag’a kadar söz konusu yasaların pratikte uygulandığı gözlemlenirse, o zaman da müzakere tarihine karşı çıkacak mısınız ?

POETTERING : Öyle bir durumda AB hükümetleri konuyu enine boyuna ele alacaktır. Eğer pratikte uygulama konusunda sorun yoksa, müzakerelerin başlatılması yönünde karar çıkabilir.

Türkiye’nin AB üyeliği önündeki temel engeller nedir sizce ?

POETTERING : Her şeyden önce uyum yasalarının pratik hayattaki somut sonuçlarını görmek istiyoruz. Örneğin Kürt sorununun nasıl geliştiğini görmek istiyoruz. Kürt dilinin öğrenimi konusunun nasıl gerçekleşeceğini merak ediyoruz.

Başta Almanya’da olmak üzere, AB içindeki Hıristiyan Demokratların Türkiye’nin üyeliğine prensi olarak sıcak bakmadıkları söyleniyor. Avrupalı Hıristiyan Demokratların AP’deki lideri olarak bu konudaki görüşünüz nedir ?

POETTERING : Hıristiyan Demokratlar şu anda 234 üyeyle, 626 sandalyeli AP’nin en geniş siyasi grubu olma özelliğine sahipler. Hıristiyan demokratların ezici çoğunluğunun Türkiye’nin AB üyeliğine sıcak bakmadığı gerçek. Türkiye konusunda gönülsüz davranıyorlar. Alman Hırıstiyan Demokratları’nın da Türkiye’nin üyelik perspektifi konusunda pek heyecanlı olduklarını söyleyemem. Şahsen, Türkiye ile dürüst olunması gerektiği inancındayım. AB devlet ve hükümet başkanları 1999’daki Helsinki zirvesinde Türkiye’ye adaylık statüsü verdiler. Bu siyasi bir olgudur. Ancak üyelik müzakerelerinden sonra Türkiye’nin üyeliği konusunda AP’nin her üyesi gibi Hıristiyan Demokratlar da bireysel olarak karar verecekler. 

Yani Türkiye müzakereleri tamamlasa dahi, üyelik yolu kesilebilir mi demek istiyorsunuz?

POETTERING : Şunu anlamanızı rica ediyorum: AB şu anda 12 Avrupa ülkesiyle müzakere sürecinde. Adım adım gitmemiz gerekiyor. Her şeyi aynı zamanda yapamayız. Türkiye AB için çok önemli bir ülke. Batı’ya da çok yakın. NATO’nun da önemli bir ortağı. Türk ortak ve dostlarımızla, istikrarlı, iyi ve dostça ilişkimizin olması hepimizin çıkarına.

Kopenhag’da yeni bir perspektif verilmediği takdirde, Türkiye’deki aşırı milliyetçi veya aşırı dinci akımların ekmeğine yağ sürülmüş olmayacak mı?

POETTERING : Bu soru yeni değil, yıllardır gündemde. Türkiye ile 90’lı yıllarda Gümrük Birliği tartışılırken AP üyesiydim. Gümrük birliğini destekliyordum. Bunun için AP’de mücadele verdim. Sözünü ettiğiniz sorun o zamanlar da geçerliydi. “Gümrük birliği gerçekleşmezse Türkiye’de aşırı dinci ve aşırı milliyetçi akımlar kuvvetlenir” deniyordu. Madem bu argüman o yıllarda geçerliydi, o halde neden AB ile gümrük birliğine girmiş Türkiye hâlâ aşırı akımlardan kurtulabilmiş değil? Bu konu her zaman argüman olarak kullanılacaktır. Türkiye’nin AB’ye anlayışla yaklaşması lazım. Avrupalıların AB’ye yeni alınacak üye ülkeleri hazmetmesi gerekiyor. Sizin kendi halkınız var, bizim de kendi halklarımız. Her iki tarafı da memnun edecek bir ara yol bulmalıyız.

Bundan daha açık olunamaz. Ama bunları duymamış gibi yapıp bir de Kıbrıs’ı sormak istiyorum. Hangi aday ülkelerin 2004’te üye olacağının açıklanacağı Kopenhag zirvesine sadece iki ay kaldı. Bu süre içinde adada çözüme erişilemezse, sizce neler olabilir? Hıristiyan Demokratlar bölünmüş bir adanın üyeliğini onaylar mı?

POETTERING :  Kıbrıs’ta her iki taraf umarım büyük çaba gösterip çözüme ulaşırlar ve ada tek bir devlet olarak AB’ye üye olur. Taraflar arasında sonuca ulaşılamazsa, yasal olarak adanın tamamının, pratikte ise adanın hazır olan bölümümün üye olacağı bir sonucu öngörüyorum. Eğer nihai sonuç bu olursa üzülürüm. Bu olasılık karşısında, taraflara ellerinden geleni yapmaları konusunda çağrıda bulunmaktan başka ne yapabilirim bilemiyorum.

AB’nin sorun çözümlenmeden adanın tamamını üye yapması Türkiye ile ilişkileri zedelemez mi?

POETTERING : Bu yoruma açık bir soru. Umarım böyle bir olasılık Türkiye ile ilişkileri olumsuz etkilemez. Ama düşünün ki Kıbrıs AB üyesi olamadı. Böyle bir durumda Yunanistan da Orta Avrupa ülkelerinin üyeliklerini bloke edebilir. Tüm bu kararlar AB içinde oy birliğiyle alınıyor. Bu nedenle her türlü olasılığı düşünmek zorundayız.

Çok sayıda gözlemci Türkiye’nin AB üyeliğinin Kıbrıs sorununun çözümüyle doğrudan bağlantılı olduğunu savunuyor. Bu görüşe siz de katılıyor musunuz?

POETTERING :  Bağlantıdan ne kastedildiğine bağlı. Bir sorun bir diğerini her zaman etkileyebilir. Ancak sorunun somut olarak tanımlanması gerekir.

Örneğin Komisyon üyesi Verheugen’ın “Türkiye Kıbrıs’ta sorunun çözümüne yardımcı olursa, bu kendi üyeliği için de iyi olur” şeklinde açıklamaları var.

POETTERING : Eğer Komisyon üyesi böyle bir tutum sergiliyorsa, mutlaka bir bildiği vardır diye düşünüyorum.

Bir de Irak sorunu var. Tüm dünya bu konuyu konuşuyor. Irak konusunda yaşananlar hakkında Avrupalı Hıristiyan Demokratların tutumu nasıl? ABD’nin olası bir tek taraflı askeri operasyonuna nasıl bakıyorsunuz?

POETTERING : Her şeyden önce Bağdat’ta iktidarda olan rejimin bir terör ve suç rejimi olduğunun anlaşılması gerekiyor. Bu nedenle sorunun temeli ABD değil, Bağdat rejimidir. Saddam Hüseyin terörist ve diktatördür. Kitle imha silahları üretmediğini kanıtlamak için ülkesinin kapılarını uluslararası gözlemcilere açmak zorunda. Bu konuda BM kararları var. Kendisine bu konuda baskı yapmalıyız. Bu baskı da BM çerçevesinde yapılmalı. Amerikalı dostlarımızın tek taraflı hareket etmesi üzücü olur. Eğer eyleme geçilmesi gerekiyorsa BM çatısı altında karar alınarak yapılmalı.

Ama farzedin ki ABD tek taraflı hareket etti. AB ne yapabilir böyle bir durumda?

POETTERING : ABD’nin böyle davranacağı konusunda konuşmak için henüz erken. Tek taraflı eyleme geçildiğinde meydana gelebilecekler iyice düşünülmeli. Arap dünyası ile Batı arasında ilişkilerinin geleceği hesaba katılmalı. Tek taraflı bir eylem sonrasında Ortadoğu sorununun akıbeti de unutulmamalı. Tüm bu sorunlar göz önünde bulundurulmalı. Bu nedenle alınacak tüm kararların BM çatısı altında alınmasını en yerinde karar olacaktır. Ve umarım askeri bir operasyona da gerek kalmaz.


CV

Hans-Gert POETTERING

Avrupa Parlamentosu (AP) Hıristiyan Demokrat Grup başkanı Hans-Gert Poettering, İkinci Dünya Savaşı’ndan hemen sonra 15 Eylül 1945’te Almanya’nın Bersenbrück kasabasında doğmuş.

Bonn Üniversitesi’nde hukuk ve tarih, Cenevre Uluslararası İlişkiler Enstitüsü’nde de siyasal bilimler eğitimi görmüş. 1971’de New York Columbia Universitesi’nde ihtisas yapıp, 1974 yılında hukuk doktorasını tamamlamış. 1976-1979 yılları arasında üniversitelerde asistan olarak çalıştıktan sonra, 1989 yılında doçent, 1995 yılında da profesör olmuş.

Gençlik yıllarından bu yana Alman Hıristiyan Demokratlarının (Christlich Demokratische Union Deutschlands) saflarında mücadele veriyor. 1974-1980 yılları arasında “Junge-Union”un Avrupa işlerinden sorumlu sözcülüğünü yapmış. 1999 yılından bu yana AP’de “Avrupa Halk Partisi ve Avrupalı Demokratlar” olarak bilinen Hıristiyan Demokrat grubun liderliğini yapıyor.

TÜM RÖPORTAJLAR