Fransa Avrupa İşleri Bakanı Noelle Lenoir ile Söyleşi

Kayhan Karaca, Strazburg


Soru : Fransız hükümetinin 3 Kasım seçim sonuçlarına bakışı nasıl?

LENOIR : Fransa her şeyden önce Türkiye’deki demokratik seçimlerin sonuçlarını ilgiyle izleyip, not etmiştir. Sonuçlar Türk halkının derin bir siyasal değişim arzusu içinde olduğunu gösteriyor. Şimdi elbette yeni bir Başbakan tayin edilmesini, yeni hükümetin kurulmasını ve bu hükümetin programını bekliyoruz. Yeni hükümetle çok yakın işbirliğine hazırız.

Soru : Seçimleri kazanan AKP, genelde “islamcı etiketli” bir parti olarak tanımlanıyor. Bu sizi endişelendiriyor mu?

LENOIR : Endişelendirdiğini söyleyemem. Zira Sayın Erdoğan’ın Avrupa yanlısı olduğunu biliyoruz. Bu hem önemli hem de sevindirici bir nokta. Dahası, kendisi demokratik iklelere saygı duyacağını belirtiyor. Hatta laikliğe dahi saygı duyacağını da belirtti. Biz laikliğin Türkiye için öneminin bilincindeyiz. Bu ilkenin Türk anayasasının en orijinal özelliğini oluşturduğunu da çok iyi biliyoruz. Bu arada, laikliğin Fransız Anayasa’sının da özel bir unsuru olduğunu hatırlatmak isterim.

Soru : Kopenhag’da düzenlenecek AB zirvesine sadece bir iki hafta kaldı. Türkiye bu zirvede AB’den müzakere takvimi bekliyor. Türkiye’nin bu beklentisine nasıl bakıyorsunuz?

LENOIR : Her şeyden önce Türkiye’nin Avrupalılığı konusunda hiçbir şüphe bulunmadığını ifade etmek isterim. Bu konudaki işbirliği ve ortaklık anlaşmaları yıllar önce imzalandı. Pek yakında bu anlaşmaların 40’ıncı yılını kutlayacağız. Kopenhag’daki tartışmalara gelince; önceden tahmin etmem imkansız. AB’ye üye 15 devlet var. Ortak karar alacaklar. Ancak Kopenhag’da Türkiye’nin adaylığının bundan sonraki etaplarına ilişkin ipuçları olacağını söyleyebilirim.

Soru : AB liderleri bu kararı hangi verileri göz önünde bulundurularak alacaklar ?

LENOIR : Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac 25 Ekim tarihindeki AB zirvesi sonrası düzenlediği basın toplantısında, Türkiye’nin son zamanlarda ve özellikle de son bir yılda Kopenhag kriterlerinin siyasi bölümüne uyum için gerçekleştirdiği reformların dikkat çekici ve etkileyici olduğunu söylemişti. Elbette ölüm cezasının kaldırılması ve Kürt azınlığın kendi dilinde öğrenim hakkına kavuşmasını burada özellikle vurgulamakta fayda var. Buna rağmen, siyasal reformların henüz tam anlamıyla yeterli olmadığı görülüyor. Sanırım Kopenhag’da bu eksikler gündeme gelecektir.

Soru : Eksikliklerden söz ediyorsunuz. Türkiye Kopenhag’a kadar AB liderlerini nasıl ikna edebilir? Ya da AB liderlerini ikna için ne yapmak gerekiyor?

LENOIR : Örneğin 3 Ağustos 2002 tarihli uyum yasalarını ele alalım. Bu yasalar ilke olarak çok olumlu. Ancak yasa var, bir de yasaların uygulanışı var.

Soru : Kopenhag’da Türkiye’ye müzakere takvimi yerine ne verebilirsiniz?

LENOIR : Karar AB üyesi devletler tarafından ortaklaşa alınıyor. Burada yapacağım bir tahmin gerçekçi olmaz. Çünkü ortada bir karar yok. Ancak şunu söyleyebilirim ki, Fransa ile Almanya arasında son varılan Ortak Tarım Politikası anlaşması örneğinde olduğu gibi, AB içinde önemli ve isabetli kararlar zirvelerin hemen öncesinde veriliyor. Türkiye konusunda da büyük olasılıkla öyle olacak. Bir büyük ülke olan Türkiye’deki gelişmelere ilişkin olarak olumlu bir vizyona sahibiz. Türkiye’de kadınların Fransa’daki kadınlardan daha önce oy hakkına sahip olduğunu hep hatırlarım.

Soru : Özetle, ‘Türkiye Kopenhag’dan eli boş dönmeyecek’ diyorsunuz...

LENOIR : Türkiye olumlu bir mesaj alacak, ancak bu mesajın ne olacağını söylemek şimdilik mümkün değil.

TÜM RÖPORTAJLAR