|
|
Petrol fiyatlarında son zamanlardaki ani
artış, talebin arka planda oldukça dar bir arza karşı
büyümesini yansıtıyor. Talebin artış sebepleri Amerikan
ekonomisinin canlı olması, Çin ekonomisinin hızla gelişmesi
ve Japonya’da uzun süredir beklenen bir iyileşmenin gerçekleşiyor
olması. 2000 – 2003 arasında dünya petrol talebi % 3,1
oranında artmıştı. Petrolü en çok tüketen bölge
olarak bilinen Kuzey Amerika’ da % 2 oranında arttı. En hızlı
büyüyen ülke olan Çin’de % 20 artarken,
2004 yılında Çin’in petrole olan talebinin % 13 civarında
çoğalacağı tahmin ediliyor. Bu güçlü
bölgesel talep faktörleri görülmedik şekilde
eş zamanlı olarak ortaya çıkıyor.
2000 – 2003 arasında toplam petrol arzı %
3,5 oranında artarken uluslar arası stoklar da çoğaldı.
Bu OPEC’in piyasalarda yeterince arz olduğu iddiasını kanıtlıyor.
Gerçekte arzdaki artış OPEC ülkelerinin dışından
gelmiştir, çünkü kendi arzları % 0,7 düşmüştü.
2003’te petrol üretiminin % 60’tan fazlası OPEC’e dahil
olmayan ülkeler tarafından gelmiştir. Peki yıllardır daha
az üreten OPEC neden uluslar arası kamu oyunun dikkatini
üzerine çekmiş bulunuyor? ılk neden açık
bir şekilde uluslar arası piyasada petrol fiyatlarını ve çıkartılan
petrol miktarını belirlemek amacını güden organize bir
kartel olmasıdır. ıkincisi dünya rezervlerinin en büyüğünü
kontrol altında tutuyor olması. Ve sonuncusu dünyadaki
petrol üretim maliyetinin Körfezde en düşük
olması.
2001 – 2003 arasında OPEC sepet fiyatı (değişik
ham petrol fiyatlarından oluşan bir indeks) % 21,5 oranında
arttı. 2004’ün ilk çeyreğinde 2003’ün ortalama
düzeyinin % 8,5 üstünde ve Mayıs 2004’te 2003’ün
tüm seviyelerinin % 45 üzerindeydi. (Tablo 1)
Tablo 1: OPEC Sepet Fiyatı ( $ / Varil )
2000 27,60
2001 23,12
2002 24,36
2003 28,10
2004 Ocak 29,82
şubat 29,56
Mart 32,05
Nisan 32,35
Mayıs (tahmin) 40 – 41,50
OPEC yeniden eski gücünü ve
hırsını yakaladı. Nisan 2004’te çıkış kotasını günde
10 üyesi (Irak hariç) için 1 Milyon varil
olarak % 4 oranında azaltma kararı aldı. OPEC üretimi
son aylarda kotanın üstünde seyrediyordu. Günlük
petrol çıkışını indirme kararı, OPEC’in ulaşmayı iddia
ettiği ve hedeflediği varil başına 22–28 $’lık fiyat çerçevesinin
üstünde olmasına rağmen alındı. OPEC piyasanın iyi
tedarik edildiğini, fiyatların yüksek olmasını spekülatörlere
ve jeopolitik faktörler üzerindeki endişeyle açıklıyordu:
Irak için kod kelimeler.
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) petrol fiyatlarında
varil başına 10 $lık artışın dünya hasılasını % 0,5 oranında
225 Milyar Dolar indireceği tahmininde bulunuyor. Ayrıca petrol
tüketen ülkelerin ödeme balansının (150 Milyar
$’ı petrol tüketicilerinden üreticilerine transfer
edince) ve hükümet bütçelerinin fenalaşacağını
belirtiyor. Daha yüksek petrol fiyatlarının sonucu olarak
gelişmiş ülkelerde 400,000 kişi işini kaybetti. Aşağı Sahara
bölgesindeki Afrika ülkelerinde % 3’lük bir hasıla
düşmesine neden oldu.
Fakat, Mayıs 2004’e ait petrol fiyatı 2001’deki
petrol fiyatlarına oranla varil başına yaklaşık 17 $ daha fazlaydı;
yani bu durumun dünya ekonomisindeki etkisi, IEA tarafından
belirtilenden çok daha fazladır. Petrol fiyatlarındaki
artış devam ederse, bu etki çok daha fazla artacak ve
dünya ekonomisi ciddi zararlar görecek.
2004’ün Nisan ve Mayıs aylarında, petrol
fiyatları büyük ölçüde arzdan duyulan
endişeler nedeniyle artmıştı. Bu durumdan spekülatörlerin
sorumlu olduğunu söyleyen OPEC’in bahsettiği de budur.
Spekülatörlerin bu durumdaki rolünü onaylamamakla
birlikte, gerçek endişelere karşılık verdiklerini de
söylemeliyiz. 26 Nisan 2004’te, Kuzey Irak’taki Basra kenti
yakınlarındaki petrol ihracat merkezi teröristler tarafından
bombalandı. 1 Mayıs 2004’te çok daha endişe verici bir
saldırı düzenlendi: Suudi Arabistan’ın batı kıyılarındaki
Yanbu kentinde Suudi işçilerle birlikte birçok
yabancı işçi de hayatını kaybetti. Bu saldırıyı 29 Mayıs’ta
doğu Arabistan’daki Khobar kentinde düzenlenen ve yine
yabancıları hedef alan bir başka saldırı izledi. Bunun üzerine,
Irak’ta yapıldığı gibi, birçok yabancı petrol firması
yabancı personelini Suudi Arabistan’dan ihraç edeceğini
açıkladı. Orta Doğu petrolleri, bu olaylardan sonra çok
daha güvenilmez görülmeye başladı ve bu durum
petrol fiyatlarına yansıdı. Petrol piyasasındaki endişelerin
diğer nedenleri ise uzun zamandır mevcuttu: Nijerya ve Venezuella’daki
siyasal istikrarsızlık, OPEC üyesi yabancı petrol üreticilerini
rahatsız eden iki önemli konuydu.
Bu son olaylardan nasıl bir ders alınmalı?
ılk olarak, Orta Doğu’da terör, uluslar arası pazarda petrol
fiyatlarının varil başına 5-10 $ artmasına neden oldu. Bu durum,
dünya ekonomisi için, ama özellikle petrol
fiyatlarına erişemeyen yoksul ülkeler için, önemli
bir tehdittir. ıkinci olarak da, OPEC ülkeleri, özellikle
Orta Doğu OPEC ülkeleri, diğer petrol ülkelerine göre
arzda daha az bir dilim oluşturmalarına rağmen politik açıdan
çok daha büyük risk kaynağıdırlar. Bu durum,
az maliyetine rağmen neden daha az arzda bulunduklarını açıklar.
ıster arz hacmini düşürerek olsun, ister OPEC’e üye
olmayan ülkelerin üretimini arttırarak olsun, toplam
arz payını önemli ölçüde azaltmak çok
zor olacaktır.
Bu istikrarsız durumu çözmenin
tek yolu ise talebi azaltmaktır. Bu hemen olmayacaktır: petrol
piyasası, geleceğe dair beklentilerin fiyatlara yansıyacağı
bir şekilde işler. Kullanımını ekonomikleştirme ve/veya başka
yakıtların daha kullanımını daha çok destekleme programlarıyla
talebi azaltmak, ya da en azında büyümesini yavaşlatmak,
beklentileri değiştirebilir ve böylelikle petrol piyasasında
istikrarı arttırabilir.
Bu atılım dünyanın en büyük
petrol tüketicisi Amerika Birleşik Devletleri’nden gelmeli.
Dünya nüfusunun sadece %5’ini oluşturmasına rağmen
Amerika’nın dünya talebindeki payı yaklaşık %30’dur. Petrol
kullanımı hem ekonomisinin güçlü olmasından
hem de düşük gaz fiyatının desteklediği boşa kullanım
yüzünden çok fazla. Kanıt olarak da Amerikalı
tüketicilerin genellikle çok yakıt harcayan arabaları
tercih etmelerini gösterilebilir. Amerika Birleşik Devletleri’nin,
ekonomik olarak dünyanın en gelişmiş ülkesi olmasından
dolayı, talebi düşürme kapasitesi diğer tüketicilerden
çok daha fazla.
Bush yönetimi tarafından önerilen
alternatif ise arzı arttırmak. Ama, uzun vadede OPEC/Orta Doğu
üreticilerinin yerini alabilecek bir arz kaynağı yoktur.
Önemli istihbarat kuruluşları, önümüzdeki
20 yıl içinde Orta Doğu petrollerine duyulan güvenin
artacağını tahmin etmektedir. Geçen aylardaki olaylar
göz önünde bulundurulduğunda, petrole olan güvenin
artması, uluslar arası ekonomi için artan bir tehdit
oluşturacaktır. Varil başına fiyatı 40 $ küsura çıkan
petrol, ne yapılması gerektiğinin sinyallerini vermektedir.
|