Petrolün Varil Fiyatı 40 $: Bir Tehdit veİşaret

02.06.2004


Petrol fiyatlarında son zamanlardaki ani artış, talebin arka planda oldukça dar bir arza karşı büyümesini yansıtıyor. Talebin artış sebepleri Amerikan ekonomisinin canlı olması, Çin ekonomisinin hızla gelişmesi ve Japonya’da uzun süredir beklenen bir iyileşmenin gerçekleşiyor olması. 2000 – 2003 arasında dünya petrol talebi % 3,1 oranında artmıştı. Petrolü en çok tüketen bölge olarak bilinen Kuzey Amerika’ da % 2 oranında arttı. En hızlı büyüyen ülke olan Çin’de % 20 artarken, 2004 yılında Çin’in petrole olan talebinin % 13 civarında çoğalacağı tahmin ediliyor. Bu güçlü bölgesel talep faktörleri görülmedik şekilde eş zamanlı olarak ortaya çıkıyor.

2000 – 2003 arasında toplam petrol arzı % 3,5 oranında artarken uluslar arası stoklar da çoğaldı. Bu OPEC’in piyasalarda yeterince arz olduğu iddiasını kanıtlıyor. Gerçekte arzdaki artış OPEC ülkelerinin dışından gelmiştir, çünkü kendi arzları % 0,7 düşmüştü. 2003’te petrol üretiminin % 60’tan fazlası OPEC’e dahil olmayan ülkeler tarafından gelmiştir. Peki yıllardır daha az üreten OPEC neden uluslar arası kamu oyunun dikkatini üzerine çekmiş bulunuyor? ılk neden açık bir şekilde uluslar arası piyasada petrol fiyatlarını ve çıkartılan petrol miktarını belirlemek amacını güden organize bir kartel olmasıdır. ıkincisi dünya rezervlerinin en büyüğünü kontrol altında tutuyor olması. Ve sonuncusu dünyadaki petrol üretim maliyetinin Körfezde en düşük olması.

2001 – 2003 arasında OPEC sepet fiyatı (değişik ham petrol fiyatlarından oluşan bir indeks) % 21,5 oranında arttı. 2004’ün ilk çeyreğinde 2003’ün ortalama düzeyinin % 8,5 üstünde ve Mayıs 2004’te 2003’ün tüm seviyelerinin % 45 üzerindeydi. (Tablo 1)

Tablo 1: OPEC Sepet Fiyatı ( $ / Varil )

2000                                        27,60

2001                                        23,12

2002                                        24,36

2003                                        28,10

2004   Ocak                             29,82

           şubat                            29,56

           Mart                             32,05

           Nisan                            32,35

           Mayıs (tahmin)             40 – 41,50

OPEC yeniden eski gücünü ve hırsını yakaladı. Nisan 2004’te çıkış kotasını günde 10 üyesi (Irak hariç) için 1 Milyon varil olarak %  4 oranında azaltma kararı aldı. OPEC üretimi son aylarda kotanın üstünde seyrediyordu. Günlük petrol çıkışını indirme kararı, OPEC’in ulaşmayı iddia ettiği ve hedeflediği varil başına 22–28 $’lık fiyat çerçevesinin üstünde olmasına rağmen alındı. OPEC piyasanın iyi tedarik edildiğini, fiyatların yüksek olmasını spekülatörlere ve jeopolitik faktörler üzerindeki endişeyle açıklıyordu: Irak için kod kelimeler.

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) petrol fiyatlarında varil başına 10 $lık artışın dünya hasılasını % 0,5 oranında 225 Milyar Dolar indireceği tahmininde bulunuyor. Ayrıca petrol tüketen ülkelerin ödeme balansının (150 Milyar $’ı petrol tüketicilerinden üreticilerine transfer edince) ve hükümet bütçelerinin fenalaşacağını belirtiyor. Daha yüksek petrol fiyatlarının sonucu olarak gelişmiş ülkelerde 400,000 kişi işini kaybetti. Aşağı Sahara bölgesindeki Afrika ülkelerinde % 3’lük bir hasıla düşmesine neden oldu.  

Fakat, Mayıs 2004’e ait petrol fiyatı 2001’deki petrol fiyatlarına oranla varil başına yaklaşık 17 $ daha fazlaydı; yani bu durumun dünya ekonomisindeki etkisi, IEA tarafından belirtilenden çok daha fazladır. Petrol fiyatlarındaki artış devam ederse, bu etki çok daha fazla artacak ve dünya ekonomisi ciddi zararlar görecek.

2004’ün Nisan ve Mayıs aylarında, petrol fiyatları büyük ölçüde arzdan duyulan endişeler nedeniyle artmıştı. Bu durumdan spekülatörlerin sorumlu olduğunu söyleyen OPEC’in bahsettiği de budur. Spekülatörlerin bu durumdaki rolünü onaylamamakla birlikte, gerçek endişelere karşılık verdiklerini de söylemeliyiz. 26 Nisan 2004’te, Kuzey Irak’taki Basra kenti yakınlarındaki petrol ihracat merkezi teröristler tarafından bombalandı. 1 Mayıs 2004’te çok daha endişe verici bir saldırı düzenlendi: Suudi Arabistan’ın batı kıyılarındaki Yanbu kentinde Suudi işçilerle birlikte birçok yabancı işçi de hayatını kaybetti. Bu saldırıyı 29 Mayıs’ta doğu Arabistan’daki Khobar kentinde düzenlenen ve yine yabancıları hedef alan bir başka saldırı izledi. Bunun üzerine, Irak’ta yapıldığı gibi, birçok yabancı petrol firması yabancı personelini Suudi Arabistan’dan ihraç edeceğini açıkladı. Orta Doğu petrolleri, bu olaylardan sonra çok daha güvenilmez görülmeye başladı ve bu durum petrol fiyatlarına yansıdı. Petrol piyasasındaki endişelerin diğer nedenleri ise uzun zamandır mevcuttu: Nijerya ve Venezuella’daki siyasal istikrarsızlık, OPEC üyesi yabancı petrol üreticilerini rahatsız eden iki önemli konuydu.

Bu son olaylardan nasıl bir ders alınmalı? ılk olarak, Orta Doğu’da terör, uluslar arası pazarda petrol fiyatlarının varil başına 5-10 $ artmasına neden oldu. Bu durum, dünya ekonomisi için, ama özellikle petrol fiyatlarına erişemeyen yoksul ülkeler için, önemli bir tehdittir. ıkinci olarak da, OPEC ülkeleri, özellikle Orta Doğu OPEC ülkeleri, diğer petrol ülkelerine göre arzda daha az bir dilim oluşturmalarına rağmen politik açıdan çok daha büyük risk kaynağıdırlar. Bu durum, az maliyetine rağmen neden daha az arzda bulunduklarını açıklar. ıster arz hacmini düşürerek olsun, ister OPEC’e üye olmayan ülkelerin üretimini arttırarak olsun, toplam arz payını önemli ölçüde azaltmak çok zor olacaktır.

Bu istikrarsız durumu çözmenin tek yolu ise talebi azaltmaktır. Bu hemen olmayacaktır: petrol piyasası, geleceğe dair beklentilerin fiyatlara yansıyacağı bir şekilde işler. Kullanımını ekonomikleştirme ve/veya başka yakıtların daha kullanımını daha çok destekleme programlarıyla talebi azaltmak, ya da en azında büyümesini yavaşlatmak, beklentileri değiştirebilir ve böylelikle petrol piyasasında istikrarı arttırabilir.

Bu atılım dünyanın en büyük petrol tüketicisi Amerika Birleşik Devletleri’nden gelmeli. Dünya nüfusunun sadece %5’ini oluşturmasına rağmen Amerika’nın dünya talebindeki payı yaklaşık %30’dur. Petrol kullanımı hem ekonomisinin güçlü olmasından hem de düşük gaz fiyatının desteklediği boşa kullanım yüzünden çok fazla. Kanıt olarak da Amerikalı tüketicilerin genellikle çok yakıt harcayan arabaları tercih etmelerini gösterilebilir. Amerika Birleşik Devletleri’nin, ekonomik olarak dünyanın en gelişmiş ülkesi olmasından dolayı, talebi düşürme kapasitesi diğer tüketicilerden çok daha fazla.

Bush yönetimi tarafından önerilen alternatif ise arzı arttırmak. Ama, uzun vadede OPEC/Orta Doğu üreticilerinin yerini alabilecek bir arz kaynağı yoktur. Önemli istihbarat kuruluşları, önümüzdeki 20 yıl içinde Orta Doğu petrollerine duyulan güvenin artacağını tahmin etmektedir. Geçen aylardaki olaylar göz önünde bulundurulduğunda, petrole olan güvenin artması, uluslar arası ekonomi için artan bir tehdit oluşturacaktır. Varil başına fiyatı 40 $ küsura çıkan petrol, ne yapılması gerektiğinin sinyallerini vermektedir.

İNCELEMELER