Kopenhag Mutabakatları farklı analistler ve uzmanlar tarafından, hem bir başarı hem de bir başarısızlık olarak sayıldı. İklim değişikliğinden doğacak felaketlere hızla gidildiği bu dönemde, Kopenhag'da olanlar, iklim değişikliği konusunda asli bir anlaşmaya varılmada ileri mi yoksa geri mi bir adım?
Bunun hiçbir şekilde asli bir anlaşma için ileri bir adım olduğunu düşünmüyorum, en azından söz konusu tehlikeyle başa çıkmada uygun orantıda değil. Anladığım kadarıyla anlaşma, daha ziyade, bazı genel istekleri ve prensipleri açıkça belirten (özellikle "benzer fakat farklı sorumluluklar" prensibini), ancak çoğu kişilerin beklentilerinin aksine fazla bağlayıcı önerilerin bulunmadığı, yeni bir "çerçeve sözleşmesidir." Çoğu kişilerin Kopenhag'dan çıkmasını bekledikleri bağlayıcı taahhütler, Ek 1 ülkelerinin Kyoto Protokolü'nden doğan taahhütlerini güçlendirmek için 31 Ocak 2010'a kadar yeni planlarını ulaştırmaları gerektiği belirten, anlaşmanın #4 maddesi üzerinde yoğunlaşmış gibi görünüyor.
Mutabakat, aynı zamanda 2010-2012 döneminde "ormanların yok olmasından ve indirgenmesinden kaynaklanan emisyonların azaltılması" (REDD) için 30 milyar dolarlın ve 2020 yılına kadar, gelişmekte olan ülkelerdeki, çeşitli projeler için 100 milyar dolar seferber edebilmek için "Kopenhag Yeşil İklim Fonunun" kurulmasını arz etmektedir. Mutabakatta, ayrıca, gelişmekte olan ülkelere, emisyonlarını sınırlamaktaki gayretlerini hayata geçirmelerini kolaylaştırmak için bir "Teknoloji Mekanizması" da yer almaktadır. 4'üncü ve 5'inci maddelere, 8'inci, 9'uncu ve 11'inci maddeler bağlamında bakılacak olursa görülüyor ki Ek 1 ülkelerinin çoğu Kyoto taahhütlerini, kendi sanayi ve ulaşım sektörlerinden gelen emisyonlarını azaltarak değil, Ek 1'de olmayan ülkelerdeki çeşitli REDD projelerini destekleyerek güçlendirmeye çalışıyorlar.
Küresel iklim yönetişimi genel çerçevesi bağlamında Kopenhag'ın önemini nasıl değerlendirmeliyiz?
Mutabakat, "ortak ancak farklı sorumluluk" prensibini, küresel çevre yönetişiminin ana ilkesi olarak ileri sürüyor. Mutabakat, en azından teoride, gelişmekte olan ülkelerin küresel iklimi düzeltmedeki müşterek çabalara anlamlı bir biçimde katılabilmeleri için, özel yardıma ihtiyaçları olduklarını teşhis etti. Ancak, bu ilkenin ne şekilde hayata geçirileceği konusu (daha doğrusu, kim ne kadar, ne zaman ve hangi şekilde bunu finanse edecek) belirsizliğini sürdürmektedir.
Gelecekteki çevre anlaşmaları ve iklim değişikliği anlaşmalarının yol haritası nasıl olmalıdır?
Mutabakat, yeni bir çerçeve sözleşmesi olarak kafi görünüyor, ancak hangi ülkelerin ne tür faaliyetlerde bulunacakları konusunda talimat vermekte oldukça yetersiz. Başka bir değişle, Mutabakat, Ek 1 ve Ek 2'nin tablolarındaki çizgiler doldurulana ve o ülkelerin taahhütlerini yerine getirdikleri doğrulayana kadar, sürdürülebilir emisyon düşürülmesinde hayata geçirilebilecek bir yol haritası olamayacaktır.