Irak’ta Birleşmiş Milletler Rol Alıyor

Reşat Arım, 21.01.2004


Irak’ın geleceği ile ilgili son gelişmeler Birleşmiş Milletler’in yavaş yavaş orada önemli rol oynayacağının işaretlerini vermektedir. Irak savaşından önce Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ndeki hararetli tartışmalar ve bunun sonucunda Birleşmiş Milletler’in devre dışı kalışı hatırlandığında, bugünkü durum daha da dikkat çekici olmaktadır. Şii lider Sistani’nin ısrarı üzerine Haziran’dan önce doğrudan seçimler yapılması konusu, B.M. Genel Sekreteri’nin 19 Ocak’ta Koalisyon Otoritesi ve Geçici Konsey ile yaptığı görüşmede kendisine iletilmiş, o da bunu incelemek üzere bir ekibi Irak’a gönderebileceğini söylemiştir. Bir kere bunu söyledikten sonra doğrudan seçim yönünde ilerlemeye katkıda bulunmaktan da kaçınamaz. Birleşmiş Milletler şimdiye kadar pek çok ülkede, bu arada zor yerlerden biri olan Kamboçya’da seçim yönetmiştir. Birleşmiş Milletler’in temel görevlerinden biri halkların demokratik haklarını kullanmalarına yardımcı olmaktır. Hele Irak gibi adeta yeniden kurulan bir ülkede bu görevden kaçamaz.

Irak’ın geleceğiyle ilgili kararlar zaten değişikliğe uğramıştı. İlk önce, bir Anayasa hazırlanıp, seçime gidilmesi öngörülmüştü. Ancak, Anayasa yazılamayıp, şiddet hareketleri de artınca karar değişti. Ayrıca, Kasım 2004 ABD Başkanlık seçimi günü gelmeden Irak’ta egemenliğin Iraklılara devredilmesinin Başkan Bush’a politik kazanç sağlayacağı sonucuna varıldı. 15 Kasım 2003’te Paul Bremer ile Geçici Yönetim Konseyi dönem başkanı Jelal Talabani arasında “Siyasi Süreç” konusunda imzalanan bir anlaşma ile 28 Şubat’a kadar bir “Temel Kanun” hazırlanması, bunda Federasyonun esas alınması, buna göre 31 Mayıs’a kadar bir Geçici Millet Meclisi seçilmesi, Meclisin de 30 Haziran’a kadar bir Geçici Yönetim seçmesi kararlaştırıldı. Geçici Yönetim işbaşına gelince ABD yetkilerini ona devredecek. Adı geçen Meclis üyeleri 18 vilayetteki delege toplantılarında karmaşık bir yöntemle saptanacaktı. İşte Sistani böyle bir seçimin demokratik olamayacağını iddia etmekte ve doğrudan genel seçim istemektedir. Halbuki, 15 Kasım anlaşmasına göre doğrudan seçim ancak 2005’de olabilecektir.

Seçim konusu herhalde artık gündemin başına yerleşmiştir. ABD’nin Irak harekatına karşı çıkan ve sonra da işlerin Birleşmiş Milletler’e bırakılmasını isteyen başta Fransa, Almanya, Rusya ve diğer ülkelerin de Mayıs’ta seçim yapılmasını desteklemeleri beklenmelidir. Böyle bir gelişmenin Türkmenlerin varlığının daha iyi anlaşılmasına ve seslerini daha iyi duyurmalarına yardımcı olacağı düşünülebilir.

İNCELEMELER