|
Türk-Rus Yuvarlak Masa Toplantısı 4-5 Temmuz 2002, Ankara Enstitümüz, 4-5 Temmuz 2002 tarihlerinde Ankara'da bir Türk-Rus Yuvarlak Masa toplantısı düzenlemiştir. Toplantıya Rusya Federasyonu düşünce kuruluşlarından katılımcılar ve Rusya Federasyonunun Ankara'daki Büyükelçisi, Enstitümüzü temsilen de akademisyenler ve büyükelçilerden oluşan bir grup iştirak etmiştir. Yuvarlak Masa toplantısında ikili ilişkilerimizin siyasal ve ekonomik veçheleri yanı sıra son zamanlardaki uluslararası gelişmeler ve Balkanlar, Kafkasya, Orta Asya, Orta Doğu ile ilgili sorunlar üzerinde durulmuştur. Katılımcılar bazı sorunlara farklı yaklaşım içinde bulunmakla beraber ilişkilerin daha sağlam temellerde geliştirilmesi arzusunu açığa vurmuşlardır. Yapılan konuşmalarda, son zamanlarda büyük değişiklik gösteren uluslararası konjonktürün iki ülkenin ilişkilerini ileriye götürmeleri için birçok yeni olanak yarattığı, birçok konuda benzer çıkarlar bulunduğu ileri sürülmüştür. Bazı katılımcılar ilişkilerimizde "Altın Çağ" olarak niteledikleri yeni dönemin değişen konjonktür kadar iki ülke tarafından karşılaşılması muhtemel tehlikelerin bilincine ulaşılması bağlamında değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürmüşlerdir. İki ülke Dışişleri Bakanları tarafından bir yıl önce imzalanan Avrasya İşbirliği Eylem Planı'nın bu yaklaşımın en bariz ifadesi olduğu vurgulanmıştır. İlişkilerin çekişmeden ziyade dostça bir yarış halini almasıyla çok boyutlu bir ortaklığa dönüştüğüne işaret edilmiş, böylece sadece iki ülkenin değil, işbirliği öngörülen bölgelerin de yararlanacağı sonuçlar elde edileceği belirtilmiştir. Toplantıda ayrıca ortadan kaldırılması için ilave gayret ihtiyacı duyulan Soğuk Savaş dönemi söylemlerin ve yaklaşımların zaman zaman kendini göstermesine karşın son yıllarda ilişkilerde kaydedilen önemli gelişmelere işaret edilmiştir. Bu arada, Orta Doğu ile ilgili görüşlerin örtüştüğü görülmüş, bölgede gerilimi azaltacak ve geçerli çözümler geliştirecek ortak girişimler yapılabileceği üzerinde durulmuştur. Balkanlarda ise şimdiye kadar yeterli işbirliği yapılamamış olmakla beraber bu olanakların araştırılabileceği belirtilmiştir. Katılımcılar, karşılıklı yanlış anlamalara ve hatta ihtilaflara yol açması ihtimali bulunan bölge olarak Kafkasları belirlemişlerdir. Türkiye'nin enerji ihtiyaçlarının sadece Rusya Federasyonundan değil Bakü-Tiflis-Ceyhan doğalgaz ve petrol boru hatlarından ve İran üzerinden kesintisiz sevkiyatın önemini arttırdığı, bu değişik hatların birbirini tamamlayıcı nitelik taşıdığı, Kafkaslardan ve Orta Asya'dan güvenli doğal gaz ve petrol sevkiyatının iki ülke arasında oluşan işbirliği havasını bu bölgelere de taşıyacağı, iki ülkenin toprak bütünlüğü ilkesine verdikleri önem çerçevesinde Kafkaslarda da bu amaçla işbirliğinde bulunmalarının ikili ilişkilerini de güçlendireceğini belirtmişlerdir. Bölge ülkelerinden birinin diğerinin topraklarının bir bölümünü işgal etmekte oluşunun Kafkaslarda barış ve istikrarın tesisine en büyük engeli teşkil ettiği vurgulanarak iki ülkenin bu işgalin yarattığı sorunların çözümü için Minsk süreci çerçevesinde veya başka yollarda işbirliği yapmaları gerekliğine işaret edilmiştir. Toplantı sırasında ayrıca, ilişkilerimizin nitelik açısından gözden geçirilmesi zamanı geldiği, bu dinamik ilişkilere Putin'in Türkiye'ye yapması muhtemel ziyaretle yeni bir hız kazandırılabileceği kaydedilmiştir. İşbirliğinde yeni olanaklar yaratan bir döneme girilirken diğer bölgelere karşı sorumlulukların da dikkate alınması gerekeceği, birbirlerine sağlayabilecekleri avantajların yanı sıra istikrarlı, müreffeh ve barış içinde bir Türkiye ve Rusya'nın kendilerine ve kendileri ötesine olumlu yansımaları olacağı sonucuna varılmıştır. |