|
Bulgaristan ve Romanya’ya Amerikan Üsleri Amerika’nın düşünce kuruluşları arasında en tanınmışlarından biri olan Heritage Foundation iktidardaki Cumhuriyetçi partinin iç ve dış siyasetinin oluşturmasında son derece etkin bir rol oynar. Bu kuruluş, Amerikanın dünyadaki en büyük bir askeri güç olarak varlığını idame edebilmesi için izlenmesi gerekenler konusunda son zamanlarda pek çok fikir üretmekte ve bu fikirlerin bazılarının daha sonra hükümetin uygulamalarına yansıdığı görülmektedir. Heritage Foundation’ın uzmanlarından Jack Spencer ve Dr. John. C. Hulsman 28 Nisan 2003’de yayınladıkları bir raporda Amerika’nın Avrupa ve Orta Doğu’daki askeri varlığını sürdürmesinin gerekliliği üzerinde durmuşlardır. Yazarlara göre, 21. yüz yılın sorunlarını karşılamak için Amerika’nın sadece Avrupa’daki güçleri yeterli olmayacaktır. Daha fazla Amerikan askerinin daha da doğuda yeniden konuşlandırılması gerekecektir. Zira, ilerideki çatışmaların Kafkaslar, Irak, Orta Doğu ve Kuzey Afrika etrafında cereyan etmesi beklenebilir. Ayrıca, buralara yakın bölgelerde Amerikan askerlerinin konuşlandırılması, Amerikanın bu bölgelerin güvenliğine verdiği önemi gösterecek ve daha çabuk müdahale imkanı sağlayacaktır. Avrupa’daki ABD askeri üslerinin yeniden düzenlenmesi jeostratejik bakımdan esnekliği de artıracaktır. Yazarların kanısınca, ABD şu anda bu konuda pek az sayıda ülkeye bağımlıdır. Bölgedeki başka ülkelerde askeri varlık bulundurulması ABD’nin örneğin Türkiye’ye bağımlılığını azaltacak ve Amerikanın bu hayati müttefiki üzerindeki baskıyı hafifletecektir.Çok çetin komşular arasında bulunan Türkiye’nin, ABD’nin Avrupa’dan doğuya kuvvet aktarırken baskı altında kalan tek ülke olmaması önemlidir. Türkiye’deki siyasi durum, genel olarak sempatik olan bir hükümeti dahi, ABD’nin Türkiye’yi bir sıçrama noktası olarak kullanmasına karşı, (Irak’ta olduğu gibi) direnç göstermeye sevk edebilir. Bulgaristan ve Romanya’da ABD kuvvetlerinin konuşlandırılması, sıkıntıdaki bu Amerikan dostu üzerindeki yükü bir nebze azaltabilecektir. Uzmanlar son olarak şu görüşü ifade ediyorlar: “Bulgaristan ve Romanya’da üs kurma, ABD’ye yardım için bir diplomatik nedene ihtiyaç duyan kilit mevkiindeki bir ortağımız olan Türkiye’ye, bu tür hareketlerin bölgesel nitelikte olduğu ve ABD’nin sıkıntıdaki Ankara’dan yine de daha fazla yardım istemesi demek olmadığını belirtmek imkanını sağlar.” Bu yazıda bazı konularda açıkça belirtilmese de ABD’nin geleceğe dönük stratejik düşünceleri hakkında önemli fikirler ortaya atılmış bulunmaktadır. ABD bu öneriyi harekete geçirmek suretiyle şu avantajları elde edebilir: · Irak konusunda ABD’ye tam destek vermeyen Almanya, Fransa, Belçika ve Yunanistan gibi ülkelere ABD’nin Avrupa’daki askeri varlığını idame ettirmek azminde olduğu ve Doğu Avrupa’yı tamamen Batı Avrupa’nın gizli egemenliğine bırakmayacağı mesajını vermek; · Kafkasya ve Balkanlara yakın bir bölgede konuşlanarak Rusya Federasyonunu bu bölgelerdeki muhtemel nüfuz artırma gayretlerinden caydırmak; · Türkiye’ye artık güvenmemekle birlikte bu ülkenin bölgedeki çok önemli stratejik konumunu ve ABD ile ittifakı vurgulayarak, muhtemel olaylar için işbirliği kapısını açık tutmak; · Kafkas ve Orta Asya petrollerinin ulaşım yollarını kontrol edebilecek bir coğrafi imkan kazanmak. · Bölgedeki muhtemel operasyonlar için Almanya’dakilerden daha yakın bölgelerde asker ve malzeme yığınağı yapabilmek. Romanya ve Bulgaristan’ın NATO’ya girmekte gösterdikleri şiddetli arzu ile ayni neden ile bu ülkeler ABD’nin kendi topraklarında askeri üs kurmasını olumlu karşılayabilirler. Özellikle Bulgaristan Irak’tan alacağı olan 2.6 milyar doları tahsil edebilmek için ABD’ye bu konuda daha kolay taviz verebilir. Ülkemiz bakımından bu araştırmanın vermek istediği mesajlar olabilir. Faaliyetini tamamlamış olan ıncirlik üssünü ABD’nin terk etmek istemediği ancak Türkiye’nin tutumu karşısında bir alternatifin olduğunu göstermeyi arzu ettiği düşünülebilir. Bu ülkelerde üsler kurulduğu takdirde ABD’nin bir harekat vukuunda Türkiye üzerinden karadan ve havadan geçiş ihtiyacı doğacağı ve önceden bir mutabakata varılmadığı takdirde bu konularda da problem yaşanabileceği söylenebilir. Son olarak bu üsler arasında Deniz üsleri kurulması veya bu üsleri takviye için deniz kuvvetleri gönderilmesi gerektiği takdirde Montreux Mukavelenamesi ile ilgili olarak bazı sorunların ortaya çıkabileceği belirtilebilir. * Dış Politika Enstitüsü Başkanı |