Türkiye – AB Gelişmeleri: Bir Değerlendirme

11.12.2006 - Seyfi Taşhan


Avrupa Birliği üye ülkeleri dışişleri bakanları 11 Aralık tarihinde yaptıkları toplantılarda Türkiye konusunda, Türk liman ve hava yollarının Kıbrıs Rum gemi ve uçaklarına açılamaması yüzünden müzakere sürecini etkileyecek bazı kararlar aldılar. Esas itibariyle Komisyon tarafından bu konuda sekiz başlık üzerindeki müzakerelerin askıya alınması onaylanırken, üç konuda Türkiye’yi destekleyenlerin ağır bastığı söylenebilir. Bunlardan biri bu başlıklar dışında müzakerelerin kesilmesi için bir takvim belirlenmemiş olmasıdır. İkincisi Kuzey Kıbrıs’a uygulanmakta olan ticaret ambargosunun kaldırılması konusunun Ocak 2007’de ele alınması kararıdır. Üçüncü olumlu karar ise Kıbrıs sorununun çözülmesi için Birleşmiş Milletler çerçevesinde görüşmelerin tekrar başlatılması için teşebbüste bulunulması kararıdır.

Ancak olumu görülen tüm hususların yanısıra bunların etkilerini zayıflatabilecek bazı unsurların da ilave edilmiş bulunması veya bu unsurların zaten mevcut olmalarıdır. Bunları da şöyle özetleyebiliriz:

- Müzakerelerin devamı sırasında 2007, 2008 ve 2009 yıllarında Komisyon tarafından Türkiye’deki gelişmeler izlenecek ve Kopenhag kriterleri yanında Türkiye’nin komşuları ile ilişkileri gibi konular da ele alınacaktır. Beklenmedik gelişmeler bu konularda siyasi ortama bağlı olarak AB Konseyi’nin bazı aleyhte kararlar almasına da yol açabilir. Özellikle bu süre içerisinde Kıbrıs ihtilafı veya Ege sorunları devam ediyorsa bu koşul Yunanistan ve Kıbrıs Rum Hükümeti’nin baskısıyla aleyhimize kullanılabilir. Özet itibariyle sekiz madde dışındaki müzakereler 2009 yılına kadar yani Türkiye, AB, Fransa ve diğer ülkelerdeki seçimlerin sonuna kadar açık bırakılmış olmaktadır. Devam eden müzakerelerin kapamasının yapılmayacak olması ve Kıbrıs Rumlarının bu maddelerin müzakereye açılmasını veto edebileceklerini söylemiş olmaları yine de bir belirsizlik unsurudur.

- Kuzey Kıbrıs’ın ticarete açılması için müzakerelere başlama kararı 2004 yılında verilmiş olan kararın, dünya medyasının, Türkiye taraftarı ülkelerin ve Türkiye’nin baskısı sonunda Kıbrıs’ın şimdilik sessiz kalması sonucunda verilmiş bulunmaktadır. Bu ticarete açma kararının koşulları henüz belli değildir; bunun son derece dar kapsamlı bir karar olması için Kıbrıs Rum Hükümeti’nin ve Yunanistan’ın ellerinden geleni yapacakları açıktır. Ancak bu hususta niteliği ne olursa olsun bir karar alındıktan sonra bazı ülkelerin KKTC havaalanlarını ve limanlarını ticarete açmalarında herhangi bir hukuki engel yoktur. Hatta bu işin şimdiden yapılmasına karşı BM kararları içerisinde bir açık hüküm bulunmamaktadır.

- Birleşmiş Milletler çerçevesinde müzakerelerin yeniden başlaması için AB’nin yaptığı çağrı içerisinde AB kriterlerine bir atıf vardır ki bu da Rumların ısrarı üzerine konulmuştur. Her ne kadar bu çağrı anlamlı ise de bu konuda BM Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından verilmiş olan rapor dahi BM Güvenlik Konseyi’nde daimi üyelerden Fransa, Rusya ve Çin blokunun direnişi yüzünden görüşülmemektedir. Bu durumda AB’nin çağrısının ne kadar etkili olabileceği Fransa, Rusya ve Çin’in tutumlarına bağlı kalacaktır. Türkiye ile Rusya arasındaki çok yakın ilişkilere rağmen Rusya’nın bugüne kadar Kıbrıs ihtilafının da Rumları destekliyor olması calibi dikkattir.

Sonuç olarak Türkiye’nin stratejik önemini destekleyen AB ülkelerinin baskısı sayesinde ipler kopmamış ve bir tren kazası olmamıştır; alınan karar hiç şüphe yok Türkiye’nin lehine değildir ancak muhtevası ne olursa olsun Türkiye’nin AB’den kopmasına müncer olacak kadar kötü bir karar alınmamıştır. Tuzaklarla dolu “uzun ve ince” yolda yürümeye devam etmemiz bugün için geçerli kalmaktadır.

Ancak uzun vadede Türkiye AB’ye üye olacak ise Kıbrıs sorununu çözülmesi ve Yunanistan’la Ege ihtilaflarımızın halli gerekir. Fakat bunu AB içinde “kurtlar sofrasında” sağlamak mümkün değildir. Siyasamızın bu konuda ikili veya çok taraflı başka yollar araması gerekecektir.