|
Avrupa Konseyi'nin 23-27 Haziran 2003 tarihli Parlamenterler Asamblesi toplantısıyla ilgili olarak Seyfi Taşhan, Güven Özalp ve Kayhan Karaca arasında yapılan yuvarlak masa toplantısı 27 Haziran 2003 Seyfi Taşhan Efendim Avrupa Konseyi sayfamız için bugün Strazbourg’da bir toplantı
yapıyoruz. Toplantıya katılanlar ben Seyfi Taşhan, Kayhan Karaca ve Güven
Özalp. Bu toplantı da Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nin 23 Haziran’da
başlayan toplantısında görüşülen başlıca konuları ele alacağız ve bu konuların
Türkiye bakımından bir değerlendirmesini yapacağız. Tabi pek çok konu var ama
en önemli konu, Türkiye bakımından Kıbrıs konusunda alınan iki karar ve iki
raporun görüşmesi var. Bu hakikaten Türkiye’yi son derece yaralayıcı ifadeler
taşıyan iki rapor. Bu iki rapor konusunda özeti bakımından arkadaşlarımızın
görüşlerini almak istiyorum. Onlar tabi serbest gazeteci oldukları için bu
görüşleri sadece kendilerini bağlayacaktır. Ve tabi sayfamızın tarafsızlığı
konusunda herhangi bir tereddüt olmasın. Evet Kayhan seninle başlayalım. Kayhan Karaca İsterseniz her şeyden önce Kafkas ülkeleri ile ilgili birkaç söz söylemek
istiyorum. Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisinde bu hafta Azerbaycan’daki
politik tutuklular ya da siyasi tutuklular konusunda bir rapor görüşülüyor. Bu
rapor büyük olasılıkla oylanacak, beraberindeki tavsiye kararıyla beraber.
Şimdi şunu hatırlatmakta fayda var. Avrupa Konseyi Pan European bir teşkilat
yani, 15 üyeli Avrupa Birliğine oranla 45 Avrupa ülkesi. Şimdi 45 Avrupa ülkesi
nerede diye sorulacak olabilir çünkü büyük bir rakam. 45 Avrupa ülkesine artık
son bir kaç yıldır Doğu Avrupa ülkeleri; Rusya, Ukrayna, Moldavya gibi Kafkas
Cumhuriyetleri de dahil yani Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan da dahil.
Şimdi bütün bu ülkeler Avrupa norm ve standartlarına uymakla yükümlüler. Avrupa
Konseyi üyeliğinden kaynaklanan bir yükümlülükleri var. her şeyden önce politik
yükümlülükleri var. Nasıl 90lı yıllarda, 80li yıllarda Türkiye’ye bu konuda büyük
bir baskı varsa bugün de özellikle Azerbaycan, Ermenistan üstünde böyle bir
baskı var. Yani Avrupa artık Avrupa Konseyi aracılığıyla Azerbaycan ve
Ermenistan’a politik normlarını üye etmeye çalışılıyor. Bu konudaki baskılarda
buradan kaynaklanıyor. Seyfi Taşhan Burada tabi yalnız problemli olan Azerbaycan değil herhalde. Galiba
Ermenistan’daki Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra son yapılan, 25 Mayısta
yapılan parlamenter seçimlerde de galiba büyük yolsuzluklar olduğu saptandı. Ve
bu ne olacak? Bu parlamenterlerin durumu ne olacak? Avrupa Konseyi bu kadar demokrasiye düşkün bir
kuruluş. Ermenistan’ın bu
parlamenterlerini kabul edecek mi? Ne diyorsunuz? Kayhan Karaca Şimdi Avrupa Konseyi’ndeki ilke uzlaşı ilkesi her şeyden önce, çatışma
ilkesi değil. Hükümetler arası bir organ her ne kadar bir ülkenin politik
koşulları genel anlamda Avrupa standartlarıyla uyuşmuyor olsa dahi Avrupa
Konseyi hiçbir zaman yani büyük olasılıkla sonuna kadar politik diyalogu
koparacak bir çizgiye gireceğini zannetmiyorum. Ermenistan konusunda da böyle
olacağını zannetmiyorum. Zaten Ermenistan kendisini daha şimdiden Azerbaycan ve
Gürcistan gibi Avrupa ailesinin bir parçası olarak görmeye başladı bile. Avrupa
Konseyi üyelikleri de büyük ölçüde buradan kaynaklanıyor. Çünkü onlarında başka
bir seçenekleri, politik alternatifleri yok şu anda. Bu yüzden Ermenistan da
her ne kadar şu anda politik açıdan aşırı derecede zaafları olan eksiklikleri
olan Avrupa Standartlarından uzak bir ülke olsa dahi eninde sonunda
Ermenistan’ın da Azerbaycan gibi Avrupa Konseyi standartlarına uymak için
ellerinden geleni yapacağını zannediyorum. Nitekim bu iki ülke Avrupa Konseyi üyesi olmadan önce Avrupa İnsan
Hakları Sözleşmesini imzalayıp onayladılar ve bunu da hatırlatmakta fayda var
doğrudan böylelikle kendilerini büyük bir yükümlülük altına sokmuş oldular. Seyfi Taşhan Yalnız iki nokta var burada benim belirtmek isteyeceğim. Avrupa Konseyi seçimlerle gelen milletvekillerinin gerçek bir demokratik seçim sonucu
gelmelerine dikkat ediyor. Hatırlayacaksınız Beyaz Rusya ile böyle bir durum oldu ve Beyaz Rusya’nın
üyeliğine askıya aldı. Hala da zannederim bu askı devam ediyor. Yani Avrupa
Konseyi tedbir almakta pek geri kalmıyor. Ermenistan ile ilgili verilen raporda
da öneri son derece açık Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’nin bu
milletvekillerinin güven mektuplarının onaylanmaması yani bunların parlamentoya
oturtulmamaları şeklinde, acaba bilmiyorum bu bakımdan suali sordum bir tedbir,
bir önlem alır mı demokrasiye sevk etmek için Ermenistan’ı gerçek demokrasiye,
yoksa kalır mı? Tabi Gürcistan’da da problem var, onlarında problemleri olacak.
Ben bu bakımdan bu noktayı işaret etmek istiyorum. Kayhan Karaca Müsaade ederseniz buna yanıt vereyim. Haklısınız, sunulan tavsiye kararında
böyle bir öneride bulunuyor. Yalnız bu çift taraflı bir sorun oluşturuyor.
Şimdi gerçekten Avrupa Konseyi standartlarıyla bağdaşmayan bir politik heyetin
buraya gönderilmesi politik sorundur. Ancak Avrupa konseyinden ihraç edilmesi
Ermenistan’ın acaba Avrupa konseyinin çıkarlarına mı ya da Avrupa ülkelerinin
çıkarlarına mı? Şimdi bunu da düşünmek gerekiyor. Ermenistan’ı şöyle ya da bu
şekilde dışlamakta Ermenistan’ı en azından Ermenistan’daki politik normların
Avrupa standartları çizgisine kurulması için Avrupa Konseyi açısından da bir
kayıp. Çünkü burada amaç Kafkas Cumhuriyetlerini Avrupa standartlarına entegre
etmek. Amacı bu olduğu için ben hem Ermenistan’ın bir adım atacağına hem de
Avrupa’nın bir adım atacağına inanıyorum. Seyfi Taşhan Ben ihracın söz konusu olacağını düşünmüyorum. Olsa olsa parlamenterlerin o
duruma katılmamaları şeklinde bir tedbir olabilir diye düşünüyorum. Evet şimdi
Kafkasya’da birde Gürcistan’daki gelecek seçimlerin adil olması için gözlemci
gönderilmesi ve dikkatli olarak bir çalışılması var. Bunlar tabii Kafkasya
bizim için yakın bir bölge olduğu için Kafkasya konusunda tabi Avrupa
Birliğinin de son zamanlarda bir komşuluk belgesi çıkardı Avrupa Birliği. Bütün
Akdeniz’deki komşuları saydı, Avrupa Birliğinin komşuları ve Kafkaslar için Güney
Kafkasya’daki 3 devlet içinde yakında bu konuda tavsiyede bulunacağız, karar
alacağız dedi. Acaba onlar için Avrupa Birliği Türkiye’nin katılmasını mı
bekliyor? Ne dersiniz? Güven Özalp Güney Kafkaslar son dönemlerde özellikle Avrupa Birliği için önemli bir
konu olmaya başladı. Ve “Wider Europe” dediğimiz çerçevede de bunu ele
alıyorlar. Ama dediğimiz gibi, sizinde bahsettiğiniz nokta son derece yerinde
Türkiye’nin önümüzdeki dönemde
müzakerelere başlaması ve resmen artık Avrupa Birliği ailesi içinde yer aldığının kanıtlanmasının arkasından
Güney Kafkaslarda bulunan üç ülke zaten Avrupa Birliğine komşu olacak. Avrupa
Birliğinin şu anda net bir tavır belirlenmemesinde ve kararı orta vadede
diyelim biraz ertelemesinde Türkiye’nin pozisyonunun son derece net bir rolü
olacağından emin olabiliriz. Seyfi Taşhan Tabii Türkiye’nin
Avrupa Birliğine girmesinin yolu hep Kayhan senin de söylediğin gibi Avrupa
Konseyinden geçiyor. Tabii Avrupa Konseyinden geçerken de burada Parlamenter
meclisinde alınan kararlar bir süre sonra Avrupa Komisyonun raporlarına mesnet
teşkil ediyor. Son toplantı da iki tane daha sert, acı karar çıktı. Biri tabi
Kıbrıs konusunda. Bu konuda biraz bilgi verir misin? Kayhan Karaca Şimdi Avrupa Konseyi
Parlamenterler Meclisinden çıkan, kabul edilen bu iki rapor ve tavsiye
kararları aslında bunların tarihçesine bakılacak olursak 2001 yılına kadar
gitmek lazım. 2001 yılında hatırlanacağı gibi Mayıs 2001 de Avrupa İnsan
Hakları Mahkemesi Kıbrıs Rum kesiminin yönetiminin Kıbrıs Cumhuriyeti adı
altında 1990’ların başında Türkiye Cumhuriyetine karşı Strazbourg’da açtığı 4.
devletlerarası davanın kararını açıkladı. 4. Devletlerarası dava Rumlar daha
önce yaptıkları üç teşebbüste başarılı olamamışlardı. Burada başarılı oldular.
Bunun nedeni de tabi Türkiye’nin 1980’li yılların sonundan itibaren Avrupa
İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını tanımaya başlamış olması. Bu 4.
Devletlerarası dava kararı aslında Kıbrıs sorununun bütün boyutlarını baştan
aşağı kale alan bir karar. Burada mülkiyet sorunu da söz konusu, adanın
bölünmüşlüğü, Anadolu’dan 1974 sonrası Türkiye’ye gelen göçmenlerin durumları,
adanın nüfus yapısının değişmesi, kültürel mirasın 74 sonrası özellikle adanın
kuzeyinde yok olmaya başlaması gibi iddialarının da içine alan, tabii kayıp kişilerde
var bu dava kararlarının içinde. Bütün bunlar Kıbrıs sorununun Birleşmiş
Milletler düzeyinde tartışılmakta olan bütün boyutlarını İnsan Hakları
Mahkemesi kararında da mevcut. Şimdi bu karar elbette hem politik olmasının
ötesinde bir mahkeme kararı yani bir hüküm. Bunun bir hukuksal yaptırımı var,
politik uzantısının dışında. Şimdi bu 2001 Mayısı kararın ardından Avrupa
Konseyi Parlamenterler Meclisi Kıbrıs konusunda bu kararı temel alarak üç tane
rapor hazırlanması kararını almıştı. Bu raporlardan ilki adanın kuzeyindeki
kültürel mirasın konusuydu özellikle Rumlardan kalan kiliselerin işte
harabeleri, antik sitlerin durumu konusu. İşte bunların adanın kuzeyine
uygulanan ambargo sonucu finansman bulunamaması ve restore edilememesinden
kaynaklanan sorunlardır. Diğer iki rapor ise bu hafta burada Strazboug’da kabul
edilen raporlar yani; bir tanesi Anadolu ‘dan 74 sonrası adaya gelen göçmenlerle demografik sorun, ikincisi de
adanın yine kuzeyin de yaşanan Rum ve Maruni kökenli kişilerin temel hak ve
özgürlükleri Avrupa İnsan Hakları sözleşmesi çerçevesinde. Şimdi elbette bu
raporların bugün günümüzde Türkiye’nin Avrupa Birliği açısından önemli bir
döneme girdiği 2003 2004 yılı perspektifinde kabul edilmesi biraz talihsizlik
aslında. Zira kesinlikle Türk tezlerine karşı olan tezlerin savunulduğu
bildiğimiz Avrupa tezlerinin savunulduğu, gerçi Rum tezlerinin savunulduğu
raporlar ve kararlar. Son üç dört yıldır özellikle Avrupa genelinde bir trend
var, politik bir trend var Türkiye ve Kıbrıs konusunda. Avrupa Konseyinden ve
organlarından çıkan kararlar bunların rahatlıkla Avrupa Komisyonun ve Avrupa
Parlamentosunun kararlarına giriyor. Son
üç yıldır Türkiye ve Kıbrıs kararlarına bakarak bunu çok iyi
görebiliriz. Buradan çıkan Strazbourg’dan çıkan kararlar otomatik olarak 1 kaç
ay sonra ya da 1 yıl sonra Avrupa Birliği belgelerine çıkıyor ve Türkiye
karşına bambaşka bir perspektif de oturtuluyor. Bunu işte Loizidou kararıyla
gördük. Bu karar Strazbourg dan çıktı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
tarafından 1996 ve 1998 de hükmedilmiş bir karar. Bu karar bir iki yıl
bekletildikten sonra otomatik olarak Avrupa parlamentosu ve Avrupa Birliği
belgelerine de geldi yani sadece Türkiye’nin üyesi olduğu Avrupa Konseyi
platformunda değil önümüze Brüksel platformunda da çıkmaya başladı. Büyük olasılıkla bugün Avrupa Konseyi
Parlamenterler Meclisi’nden çıkan bu iki rapor da Türkiye’nin önüne önümüzdeki
aylardan itibaren eğer Kıbrıs’ta bir çözüm olmazsa 2004 Mayısına kadar büyük
olasılıkla o tarihten itibaren önümüze koyulacaktır. Zira Avrupa Konseyini,
Avrupa Birliği’nden ayırmak çok çok güç. Bu iki teşkilat, bu iki kurum kağıt
üzerinde ayrı olsalar da Avrupa Konseyinin de en etkin üyeleri aynı zamanda
Avrupa Birliğinin 15 üyesi şu anda. Seyfi Taşhan Şimdi benim dikkatimi bir şey çekti hakikaten bu Kıbrıs ile ilgili raporun
tartışılması sırasında Rumlardan ve Yunanlılardan daha haşin daha sert ifadeler
kullanan İngiliz milletvekilleri oldu. Bu birinci dikkatimi çeken husus, ikinci
dikkatimi çeken husus Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisinin üye sayısının
396 olmasına karşın bu toplantıya katılan, bu kararların alındığı toplantıya
katılanların sayısı 88’i geçmedi. Ve
kararlar 68 üyeyle alındı. Yani bizim parlamentodaki çalışma sistemine benzetecek
olursak bu kararlar asla geçmezdi çünkü üye sayısının yarısını bile bulmuyordu
toplantıdaki insan. Ama buna rağmen tabi buranın usullerine göre bu kararlar
kabul edildi. Bu tabi enteresan bir şey yani Avrupa Konseyi Parlamenter
Meclisinin büyük çoğunluğunu temsil eden karar değil ama her şeye rağmen
Türkiye aleyhine birer belge olarak oluştu. Güven acaba ne diyorsun? Bu Kıbrıs
meselesi çözülmezse Türkiye’nin Avrupa
Birliğine girmek için yaptığı bütün çabalar boşa mı gidecek? Güven Özalp Biraz öyle olacak. Çünkü bütün göstergeler artık Kıbrıs da bir çözümün
olması gerektiğini gösteriyor. Gerek Strazbourg da işte bu son 2 karar tabi
tartışmalı bir karar zaten başlıkları bile kendilerini ortaya koyuyor. Gerekse
Brüksel‘deki hava artık Kıbrıs’ın bir şekilde en geç 2004 sonuna kadar çözülmesinden
yana. Dikkate edilecek olursa başlangıçta Kıbrıs hiçbir zaman siyasi kriter
değil söylemiyle öne sürüldü. İşte Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üye olmasıyla
Kıbrıs’ın üye olması arasında bir bağ olmadığı söylendi. Ama son dönem de
baktığımızda gerek Avrupa Parlamentosunda açıklanan raporlar gerek Avrupa
Birliği Komisyonu’nda dile getirilenler
artık Kıbrıs’ın yavaş yavaş resmen olmasa bile bir şart olarak önümüze
geldiğini gösteriyor. Bu en son Ostlanderin raporundaki tartışmalarda da
gördük. Bu Dışişleri Komisyonu toplantılarında gerek Hıristiyan demokratlar
gerek sosyalistler Kıbrıs Avrupa
Birliğinin üyeliği için şarttır söylemini net bir şekilde dile getirdiler.
Dolayısıyla Türkiye artık herkesin çözümden bahsettiği bir dönemde bir takım
taşları yerinden oynatmak pahasına da olsa belli belirgin ve efektif adımlar
atarak bu çözümü çözmek zorunda aksi takdirde 2004 Aralığından da hüsranla
çıkma ihtimali oldukça yüksek olacak. Seyfi Taşhan Çok teşekkürler buradan bir konuya atlamak istiyorum son olarak tabi
vaktimiz daralıyor. Atlamak istediğim konu şu Avrupa Birliği için toplanan
konvansiyon bir anayasa taslağını hazırladı ve bu taslak Selanik’te zirveye sunuldu. Şimdi tabi bu
hemen hemen bir federal yapıyı hatırlatan bu taslağın kabul edilmesiyle Avrupa
Konseyi’nin üzerinde çalıştığı onun alanına giren pek çok alanda Avrupa Birliği
öne çıkmış olacak ve yaptırım gücü de daha fazla olduğu için orada bir devlet
haline gelecek olan Avrupa Birliği bir öne geçecek. Burada Avrupa Konseyi’nin
durumu ne olacak? Tabi müessesler bakımından Avrupa Konseyi’nin müesseslerinin
bir takımı yok mu olacak nasıl olacak? Sizler burada gayet güzel
gözlemliyorsunuz. Hem Brüksel’de hem Strazbourg’da nedir düşünceleriniz bu
konuda? Kayhan Karaca Kaçınılmaz olarak önümüzdeki yıldan itibaren Avrupa Birliği üye sayısı 25’e
çıktıktan sonra şu anda Avrupa Konseyi üyesi olup gelecek sene Avrupa Birliği
üyesi olacak Orta Avrupa ülkelerinin de Avrupa Birliğine geçmesiyle beraber
ister istemez Avrupa Konseyi’nin de ilk görünüşte öneminin özellikle politik
öneminin azalacağı ön görülüyor. Bu kulislerde de konuşuluyor açıkça yani gizli
bir şey değil. Yalnız şöyle bir durum var, Avrupa Birliğinin önce şunu
açıklayalım Avrupa Konseyi Avrupa’nın vicdanı olarak bilinen bir teşkilat, Avrupa’nın
ilk örgütü. 1945’den sonra kurulan ilk Pan European teşkilat. Şimdi bu
teşkilatın, Strazbourg teşkilatının bir özelliği demokrasi ve insan hakları
alanlarında Avrupa genelinde referans belgeleri yaratıyor olması, hukuksal
bağlayıcılığı olan belgeleri yaratıyor olması. Avrupa Birliğinin şu anda böyle
bir organı yok. Avrupa Birliği’nin insan hakları ve demokrasi alanında standart
yaratan kriter yaratan, norm yaratan bir organı yok. Biraz önce de söyledik
buradan Avrupa Konseyinden çıkan kararların çoğu bu nedenle Avrupa Birliği
platformunda bizim önümüze Türkiye olarak veya bizim ya da başka ülkelerin
önüne Avrupa Birliği platformunda başka şey olarak ortaya çıkıyor. Avrupa
Konseyi’nin özelliği norm yaratıcı olması, özellikle politik planda , özellikle
demokrasi ve insan hakları planında. Avrupa Birliğinin siyasal modelinin
yaratıldığı yer Avrupa Konseyi. Şimdi Avrupa Birliği onun için Avrupa Konseyini
yok etmek için bir teşebbüse başvurmaz tam tersine bana kalırsa önümüzdeki
yıllardan itibaren Avrupa Birliği birlik olarak Avrupa Konseyine aday olacak ve
üye olacak. Ardından da Avrupa büyük olasılıkla yine Avrupa Birliği, Avrupa
İnsan Hakları Sözleşmesini birlik olarak imzalayacak. Bu çok çok önemli bir
şey. Çünkü Avrupa Konseyi’nin bu sözleşmesine ihtiyacı var çünkü Avrupa İnsan
Hakları Sözleşmesi dünya çapında bağlayıcılığı olan tek insan hakları
sözleşmesi. Amerika’da da bir insan hakları mahkemesi var, Amerika kıtası için,
ABD için değil. Ancak bu insan hakları mahkemesi kararları bağlayıcı değil
sadece tavsiye niteliği taşıyor. Oysa Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, bunun
dünya da başka eşi benzeri yok, Avrupa için çok önemli çünkü kararları
bağlayıcı. Bunu Türkiye örneğinde de çok iyi görüyoruz, yaşıyoruz. Bu nedenle
Avrupa Birliği’nin hukuksal dünyada kendisine bir siyasal model yaratması için
Avrupa Konseyine ihtiyacı var. Bana kalırsa Avrupa Konseyinin tabi belki bu
kadar kalabalık bir teşkilat olmayacak önümüzdeki yıllarda ancak eğer Avrupa Birliği kendisini Avrupa Konseyi
gibi başka bir body veya organ yaratmadıkça sanıyorum Avrupa Konseyi her zaman
önemini devam ettirecek ve standart yaratma konusunda örneğin şu anda biyotıp
konusunda ve genetik konusunda çok önemli hukuksal çalışmalar yapılıyor Avrupa
Konseyinde. Bunlar çok önemli şeyler çünkü önümüzdeki yıllardan itibaren yüz
milyarlarca dolarla ifade edilen deneyler, çalışmalar yapılıyor ve bunlar
önümüzdeki yıllarda önümüze çıkacak ve büyük bir etik sorunu yaşayacağız. Bu
etik sorunlarının da hukuksal planda çözülmesi lazım. Örneğin Avrupa Konseyinin
sadece bu alanda büyük önemi var. Seyfi Taşhan Tabi. Avrupa Konseyinin bugünkü fonksiyonunu tabi tartışmak mümkün
değil. Burda mesela bioetik konusunda
Avrupa Konseyinin aldığı kararlara paralel olarak Avrupa Birliği’nin de aldığı
kararlar var. Tabi şimdi burda şöyle bir şey çıkıyor. Avrupa Konseyinin bugün 45 üyesi var. Hadi biraz daha arttı
diyelim, bir kaç ülkenin de ilavesiyle, hadi 47-48 oldu. Avrupa Birliği ise 25 üyeye sahip, belki 3
daha girerse Bulgaristan, Romanya, Türkiye 28 olacak. İşte Batı Balkan ülkeleri de girerse 30 –35 olacak. Bunun dışında
kalan ülkeler var. Şimdi bu Avrupa Birliği üyeleri mutlak ekseriyete sahip
oldukları için Avrupa Konseyinde, alınan kararları Avrupa Konseyinin
kararlarına adeta Avrupa Birliği almış olacak. Bugün dahi bu konuda büyük bir
ağırlık var. O halde demek ki Avrupa Konseyinin bir fonksiyonu, Avrupa
Birliğinin kararlarını Avrupa Konseyi tarafından da benimseterek biraz diğer
Avrupa ülkelerine de yaymak yani bir nevi bir müşterek Avrupa Birliği’nin aldığı
normları bütün Avrupa’ya yaymak. Çok enteresan bir gelişme yani bu ikili bir
mesele, bir merdiven gibi bir durum oluyor. Pek fazla vaktimiz kalmadı. Sen Güven ne diyorsun? Güven Özalp Tabii Kayhan’ın söylediklerine katılmamak mümkün değil çünkü Avrupa
Birliğinde özellikle son dönemlerde Avrupa konseyini lojistik merkezi destek
olarak görme eğilimi var ve Avrupa Birliğinin Avrupa Konseyine benzer bir body
oluşturması şu an söz konusu değil çünkü Avrupa Birliği çok daha spesifik ve
indirgenmiş konulardan sorumlu hissediyor kendisini. Dolayısıyla global yaklaşım her zaman için Avrupa
Konseyinden geliyor. Bundan hareketle de Avrupa Konseyinin ben önümüzdeki
yıllarda da öneminin azalacağının hiç düşünmüyorum. Seyfi Taşhan Bir şey daha sorayım son olarak Avrupa Konseyinin Avrupa Birliği gibi bir
komşularla diyalog politikasını geliştirmesi mesela bir Akdeniz politikası
geliştirmesi Avrupa normlarının Akdeniz ülkelerine taşınması gibi bir
fonksiyonu olabilir mi? Güven Özalp Gayet tabi daha şimdiden böyle bir fonksiyon var zaten efendim. Zira Avrupa Konseyinin bu 45 üyesinin
dışında bildiğiniz gibi ABD, Japonya, Meksika, Güney Afrika Cumhuriyeti, Kanada
Avrupa Konseyinin bünyesinde gözlemci statüsüne sahipler. Seyfi Taşhan Bir de İsrail. Güven Özalp Bir de İsrail tabi elbette. Bunlar çok çok önemli şeyler. Şimdi Avrupa ile Amerika arasında dünya
çapında bir politik norm savaşı var.
Günümüzdeki en önemli savaş bana göre bu şu anda. Sovyetler Birliği
yıkıldıktan sonra bu politik norm savaşı daha da belirginleşmeye başladı. Örneğin bakın Avrupa Konseyinin Avrupa
Birliği ile beraber ölüm cezası konusunda ABD’ne yaptığı baskıyı örneğin ele
alabiliriz bu konuda. Bu konudaki bütün çalışmalar örneğin Avrupa Konseyi tarafından
yaratılıyor, oluşturuluyor, yani bu çok önemli bir konsept. Bu diğer dünya
ülkeleri içinde bir örnek. Şimdi
örneğin Kuzey Afrika ülkeleri için de çok önemli bir çalışma var. Özellikle
Tunus’un yakın bir süre içinde gözlemci statüsüne de sahip olabileceği
söyleniyor Avrupa Konseyi bünyesinde. Zaten bildiğiniz gibi Tunus, Fas, Cezayir
gibi ülkeler Frankofon ülkeler eski Fransız sömürgesi oldukları için ve
Fransa’yla özellikle çok yakın ilişkileri var hem kültürel hem ticari anlamda.
Hem Fransa hem İtalya hem İspanya bu kendilerine deniz çerçevesinde komşu olan
bu ülkeleri Avrupa’ya entegre etmek istiyorlar çünkü onların da çıkarına. Bu
ülkelerinde daha fazla politik stabiliteye, politik istikrara sahip olmaları
her alanda çıkarına. Bir de son olarak biraz önce Kafkaslardan bahsettik Avrupa
Konseyi bünyesinde örneğin Kırgızistan ve Kazakistan’da ve Türkmenistan’da
Avrupa Konseyi bünyesinde gözlemci statüsüne sahip olmak istediklerini değişik
platformlarda son bir iki yıldır dile getirmeye başladılar. Bunun üzerine de Avrupa Konseyi bünyesinde
bir çalışma yapılıyor. Yani şöyle
diyebilirim Avrupa Konseyi’nin gelecekte AGİT üyelerini kapsar yani Kuzey
Amerika ülkelerini çıkarıyorum ama, Avrupa çapında bütün Doğu Avrupa’yla eski
Sovyetler Birliği Cumhuriyetlerini tamamen kapsayacak bir yapıya bürünmesine
hiç şaşırmamak gerekir, önümüzdeki yıllarda. Seyfi Taşhan Son bir nokta biliyorsunuz ölüm cezasının kaldırılması konusunda uzun
baskılardan sonra bizde 6 numaralı protokolü imzaladık. 1 Temmuz’da 13 numaralı
protokol yürürlüğe girecek. Bu insan hakları sözleşmesine eklenen bu 13
numaralı protokolle artık idam cezası savaş ve savaşa hazırlık hallerinde dahi
kullanılamayacak yani artık idam cezası Avrupa rüyetinden tamamen çıkacak. Ne
dersiniz biz buna yakın zaman da katılabilir miyiz Güven? Güven Özalp Evet 6.protokolü imzalamamız
aslında çok uzun zaman sürdü. Ama o zamanın Türkiyesi koşullarıyla bugünün
Türkiyesi koşulları arasında oldukça büyük bir fark var ve 13. Protokolde işte
yavaş yavaş Avrupa Konseyi üyelerince imzalanıyor. Ve 1 Temmuz’da dediğiniz
gibi yürürlüğe girecek. Ben Türkiye’nin Avrupa Birliği perspektifi ve
çevresindeki uluslararası konjonktür ve kendi iç konjonktürü çerçevesinde 13.
Protokolü imzalamak için 6. protokolü imzalamak için beklediğinden daha az
bekleyeceğini söyleyebilirim. Seyfi Taşhan Çok teşekkürler. Brüksel’de ve Strazbourg’da bulunan çok değerli 2 arkadaşımız bize Avrupa Konseyi’nin önemi, çalışmaları hakkında bilgi verdiler. İnşallah ilerde bu tür toplantıları daha sık yaparız ve İnternet sitemiz Avrupa Konseyinin Türkçe sitesi bu suretle daha da zenginleşmiş olur. Sağ olun, var olun, çok teşekkürler. |