Avrupa ve Ukrayna: Üyelik görünüyor mu?
Bilindiği gibi Avrupa Birliğinin İsveç’in Göteborg şehrinde yaptığı zirve toplantısında Ukrayna ve Moldova’nın Avrupa Konferansına davet edilmeli kararı alındı. Bu karar üzerine Avrupa Birliğinin eski yüksek memurlarından biri olarak Türkiye sorunlarını da incelemiş bulunan ve halen Avrupa Siyaset Merkezi danışmanı olan Eberhardt Rhein’ın bir değerlendirmesini sunuyoruz

 


Kültür ve tarih bakımından Ukrayna Avrupa’ya dönüktür. Avrupa Konseyinin bir üyesidir. 14 yıl önce Türkiye’nin yaptığı gibi şüphesiz Avrupa Birliğine katılmayı isteyebilir. Esas itibariyle üye olabilir.

Bununla beraber, mevcut siyasi ve ekonomik durum, işleyen bir demokrasi ve piyasa ekonomisinin olmayışı, sorumsuzluk, tatminkar bir yasal yapı eksikliği, insan haklarına saygıdaki kusurlar, Kopenhag kriterleri olarak belirlenen temel AB standartları ile o kadar  ters düşmektedir ki, Ukrayna’nın üyeliğinden bahsetmek sadece akademik bir tartışmadan öteye gidemez.

AB’deki gelişmelerin bir gözlemcisi olarak bu durum beş mülahazanın bu beyana eklenmesi uygun olur;

1. 2010 yılına kadar üye sayısını 27’ye çıkaracak olan 5’inci ve 6’ıncı gelişme süreci ile . AB halen son derece meşguldür.

2. Ukrayna’nın güneyindeki büyük komşusu Türkiye, katılım görüşmelerine başlamak için büyük bir çaba göstermektedir. Bu görüşmelerin, ilk gurup katılımın tamamlanacağı 2004/2005’den önce başlaması olası değildir; ve Türkiye’nin 2015 yılından önce AB’ye katılması muhtemel görülmemektedir ki,bu tarih katılımın ilk belirlendiği 1964 Ortaklık Anlaşmasının yarım yüzyıl sonrasıdır.

3. .Zagreb’de yapılan son Balkan zirvesinde beş Balkan ülkesine (Karadağ bağımsız olduğu takdirde altı) uzun vadede Kopenhag kriterlerini yerine getirdikleri takdirde AB’ye katılabilecekleri yönünde siyasi teminat verilmiştir.

4. İsviçre, Norveç ve İzlanda her an AB’ye katılabilirler.

5. Çoğu Ukrayna’dan daha hazırlıklı bulunan 20 kadar ülke AB’ye girmeyi beklemektedir. Bunun için AB’nin derin ve kapsamlı yapısal ve işlevsel değişiklikler geçirmesi gereklidir.Her iki taraf için de geçerli nedenler yüzünden Ukrayna’nın 2020 yılından önce üye olabilmesi tamamen gerçek dışıdır.

 Ukrayna’nın Üyeliğinin AB’ye Yararı

Ukrayna’nın uzun vadede katılımı AB için çok işine yarar; Rusya’yı, Ukrayna’nın kontrolünü yeniden eline geçirme gibi belirgin olmaya başlayan niyetinden caydıracaktır.AB’ye Rus doğal gaz şebekesine doğrudan bağlanma imkanını sağalacaktır (halen AB’nin Rusya’dan ithal ettiği doğal gazın %90’ı Ukrayna’dan geçmektedir). Türkiye’nin üyeliğinin doğal bir takipçisi olacak ve Karadeniz’in  çevresinin büyük bir bölümünü kapsayan güney doğu Avrupa’yı bir AB bölgesi haline getirecektir.

En son olarak AB’ye tarım ve güneş enerjisi sağlamak için kullanılabilecek ve yüzyılımız içerisinde yüksek değere sahip olacak geniş bir boş arazi sağlayacaktır.

Muhtemel Zamanlama

Brüksel veya Kiev’deki liderler için uzun vadeli spekülasyonlar ilgi çekmemektedir.Daha ziyade önümüzdeki beş on yıl içerisinde ilişkilerin şekillendirilmesi üzerinde durulmalıdır.

AB açısından bu orta vadeli dönem için verilebilecek mesaj şu olmalıdır:

1. Ukrayna’nın üyeliğinin bir gerçeklik ihtimali olabilmesi için bu ülke azimli bir şekilde çetin ve uzun vadeli bir reform hareketine girişmelidir. Bunlar nelerdir? Kanun nizamının kurulması, siyasal sorumluluk kavramının getirilmesi, devletin üç dalı arasındaki iş bölümüne tam saygı, rüşvet ve toplu suçlara karşı kararlı bir mücadele, Batı kapitalizmi normlarının kabulü,düzgün işler bir bürokrasinin altyapısının hazırlanması, bürokrasinin basitleştirilmesi, v.b..

2.  AB bu tür reform çalışmalarını desteklemek için daha fazla mali ve teknik yardımda bulunmalı ve bu yardımları müştereken kararlaştırılacak ve yakından izlenecek reform programlarına bağlamalıdır.

3.  AB ve Ukrayna, Polonya’nın AB üyeliğin Ukrayna vatandaşları üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak için bir seri önlem almalıdırlar. Örneğin,

  • Polonya hududunda yaşan ve Polonya’da iş sahibi olan Ukrayna vatandaşları için serbest geçiş permileri verilmesi;
  • AB ve Ukrayna polis makamları arasında sıkı bir işbirliği yapılarak Ukrayna üzerinden uyuşturucu madde ve insan kaçakçılığının önlenmesi.
4. AB Ukrayna’nın, daha etkin piyasa ekonomisini geliştirmek için Dünya Ticaret Örgütüne katılmasını faal bir şekilde desteklemelidir.

5. Ukrayna dış ticaretini ve ekonomisini daha geniş bir şekilde Avrupa ile bütünleştirmek için büyük adımlar attığı takdirde, iki taraf bir serbest ticaret anlaşması yapılması ihtimalini araştırmalıdırlar.(Halen Türkiye’nin ihracatının  %50’si AB’ye gittiği halde Ukrayna ihracatının sadece %25’i  AB yönündedir)

Sonuç;

AB’nin Ukrayna ile yakın bir siyasi ve ekonomik ortaklık kurmada hayati çıkarı vardır. Bu ortaklık ileride üyeliğe doğru gelişebilir.

Eğer üyelik gerçekleşecekse, bu, diğer bütün üye devletler gibi Ukrayna’nın azimli ve sabırlı bir şekilde bu hedefe yönelmesi ve üyelik için ön koşul olan çetin ve acı veren ekonomik ve siyasi reform sürecine girmesi gerekecektir.

Bir dış katalizör olarak AB bu sürece çok daha güçlü bir şekilde yardımcı olmalıdır. Bu amaçla, Ukrayna ile olan Ortaklık ve İşbirliği Anlaşması ve AB Stratejisi tam olarak kullanılmalıdır. Bunun da anlamı, AB, üye devletler ve çok taraflı finans kurumları ile birlikte Ukrayna’nın aksayan reform süreci ile çok daha olumlu olarak ilgilenmesidir.

İNCELEMELER