Avrupa Konseyi Genel Sekreterinden Açık Mektup

Walter SCHWIMMER, Avrupa Konseyi Genel Sekreteri, Strazburg, 21.04.2004


Yıllardır süregelen ve Kıbrıs'taki her iki toplumun da yaşadığı acılar, bölünme ve hayata geçememiş ümitlerden sonra Annan Planı ilk kez bütün Kıbrıslı'lara, Kıbrıs sorununa dengeli ve kapsamlı bir çözüm önerisi getirmektedir. Bu öneri 15 Nisan günü Brüksel'de yapılan Bağışçılar Konferansında uluslararası toplumun da desteğini almıştır.

Önümüzdeki Cumartesi günü referendum yoluyla Kıbrıs halkına sunulacak olan bu plan, Birleşmiş Milletlerin ve Kıbrıs'taki her iki toplumun seneler süren sabırlı uğraşlarının sonucu olarak ortaya çıkmıştır. 24 Nisan günü bütün Kıbrıslı'lar adaları tarihinin önemli bir sayfasını çevirmek, geçmişin acı tecrübelerinin tutsağı olmaktan kurtulmak ve istikrarlı bir birleşik Kıbrıs'ın temellerini oluşturmak için büyük bir fırsata sahip olacaklar.

2003 Nisan ayında Yeşil Hattın açılması, dünyaya Kıbrıs'ta son on - onbeş yılda ne denli köklü değişiklikler olduğunu açıkça gösteren bir işaret olmuştur: iki toplumun barış içinde birlikte yaşamasının olanaksız olduğu şeklindeki olumsuz görüşlerin yersiz olduğu artık açıktır. Kıbrıs'ın iki toplumu iyiniyetle biraraya gelmiş ve dünyada Kıbrıs'ın yakında tekrar birleşebileceğine dair büyük bir ümit doğmuştur.

Bundan neredeyse tam bir yıl sonra Annan Planının oya sunulması, Kıbrıs halkına bu değişme sürecinin tamamlanıp tamamlanması, buna bağlı olarak da Kıbrıs'ın diğer AB üyeleri gibi refah içinde yaşayan normal bir Avrupa ülkesine dönüşüp dönüşmemesi konusunda karar verme olanağı tanıyacaktır.   

24 Nisandaki bu eşsiz fırsatın kaçırılması, beraberinde neredeyse otomatik olarak bazı ciddi sonuçlar getirecektir.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri tarafından sunulan planın reddedilmesi iki toplum arasındaki bölünmeyi daha da derinleştirecektir. Son on-onbeş yıldır büyük zorluklarla oluşturulan güven ortamı yeniden kaybedilecek ve bunun tekrar oluşturulması son derece zor olacaktır.

Bunun ötesinde, Avrupa ve genel olarak uluslararası kamuoyu böyle bir gelişmeyi anlamayacak, bir çözüm bulunması yolunda verdikleri iyiniyetli destek uzun yıllar için kaybolabilecektir.

Ref. ED010b04

Sonuç olarak, kimseyi hoşnut etmeyen halihazırdaki durum sürecek, Avrupa Birliği üyeliği de bir telafi sağlamayacaktır. Senelerin geçmesiyle başka bir çözüm yolu bulunması giderek zorlaşacak, hatta olanaksız duruma gelecektir.   

Çözümlenmemiş Kıbrıs sorunu, Kıbrıs Cumhuriyeti için Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyi bünyesindeki diğer ülkelerle, ayrıca bölgedeki komşularıyla ilişkilerinde, bir ayakbağı olmaya devam edecektir.

Annan Planı iki taraftan da fedakarlıklar gerektirmektedir. Türk göçmelerin tekrar yerleştirilmeleri gerekecek, Rum mültecilerin bir kısmı ise taşınmaz mallarına dönemeyecek, bunun için tazminat alacaklardır. Ancak Plan kabul görmediği takdirde ne dönüş, ne de tazminat olabilecektir.

Kıbrıslı'lar yalnız bırakılmayacaklardır : AB, ABD ve diğer uluslarası bağışçılar, anlaşmanın uygulanmasının yolaçacağı masraflara katkıda bulunacaklardır. Nitekim, Brüksel'de yapılan Bağışçılar Konferansında bu amaç için 2 milyar Euro'luk bir meblağ öngörülmüştür. Diğer taraftan bütün Kıbrıslı'lar Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin koruması altında bulunmaya devam edeceklerdir.

Uluslalarası toplum bu anlaşmanın hayata geçirilmesi için gerçek bir iradeye sahiptir. Bunun küçümsenmemesi gerekir. Tarafların anlaşmadan kaynaklanan yükümlülüklerine uyup uymadıkları titizlikle izlenecek ve taahhütlerin yerine getirilmesi için gerekli baskı sürdüreceklerdir.

Annan Planında, uygulamanın Kıbrıs'ın çıkarları yolunda siyasal olgunluk, ilerigörüş ve iyiniyet ışığında iyileştirilmesine engel olacak nitelikte unsurlar bulunmamaktadır: Kuruluş Anlaşmasında, Plan şartlarının iki tarafın onayıyla değiştirilebileceği öngörülmüştür.

Uluslarası toplumdan tam destek alan Annan Planı, Kıbrıs'ın ekonomik ve siyasal geleceği için eşi olmayan fırsatlar sağlayacak niteliktedir. Bu Plan, Kıbrıslı'lara, çocuklarına ve torunlarına, demokratik Avrupa ailesi bünyesinde barış, güvenlik ve refah içinde bir gelecek sağlamak için kaçırılmayacak bir fırsattır.

İNCELEMELER