|
Yıllardır süregelen ve Kıbrıs'taki her
iki toplumun da yaşadığı acılar, bölünme ve hayata
geçememiş ümitlerden sonra Annan Planı ilk kez bütün
Kıbrıslı'lara, Kıbrıs sorununa dengeli ve kapsamlı bir çözüm
önerisi getirmektedir. Bu öneri 15 Nisan günü
Brüksel'de yapılan Bağışçılar Konferansında uluslararası
toplumun da desteğini almıştır.
Önümüzdeki Cumartesi günü
referendum yoluyla Kıbrıs halkına sunulacak olan bu plan, Birleşmiş
Milletlerin ve Kıbrıs'taki her iki toplumun seneler süren
sabırlı uğraşlarının sonucu olarak ortaya çıkmıştır.
24 Nisan günü bütün Kıbrıslı'lar adaları
tarihinin önemli bir sayfasını çevirmek, geçmişin
acı tecrübelerinin tutsağı olmaktan kurtulmak ve istikrarlı
bir birleşik Kıbrıs'ın temellerini oluşturmak için büyük
bir fırsata sahip olacaklar.
2003 Nisan ayında Yeşil Hattın açılması,
dünyaya Kıbrıs'ta son on - onbeş yılda ne denli köklü
değişiklikler olduğunu açıkça gösteren bir
işaret olmuştur: iki toplumun barış içinde birlikte yaşamasının
olanaksız olduğu şeklindeki olumsuz görüşlerin yersiz
olduğu artık açıktır. Kıbrıs'ın iki toplumu iyiniyetle
biraraya gelmiş ve dünyada Kıbrıs'ın yakında tekrar birleşebileceğine
dair büyük bir ümit doğmuştur.
Bundan neredeyse tam bir yıl sonra Annan
Planının oya sunulması, Kıbrıs halkına bu değişme sürecinin
tamamlanıp tamamlanması, buna bağlı olarak da Kıbrıs'ın diğer
AB üyeleri gibi refah içinde yaşayan normal bir
Avrupa ülkesine dönüşüp dönüşmemesi
konusunda karar verme olanağı tanıyacaktır.
24 Nisandaki bu eşsiz fırsatın kaçırılması,
beraberinde neredeyse otomatik olarak bazı ciddi sonuçlar
getirecektir.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri tarafından
sunulan planın reddedilmesi iki toplum arasındaki bölünmeyi
daha da derinleştirecektir. Son on-onbeş yıldır büyük
zorluklarla oluşturulan güven ortamı yeniden kaybedilecek
ve bunun tekrar oluşturulması son derece zor olacaktır.
Bunun ötesinde, Avrupa ve genel olarak
uluslararası kamuoyu böyle bir gelişmeyi anlamayacak, bir
çözüm bulunması yolunda verdikleri iyiniyetli
destek uzun yıllar için kaybolabilecektir.
Ref. ED010b04
Sonuç olarak, kimseyi hoşnut etmeyen
halihazırdaki durum sürecek, Avrupa Birliği üyeliği
de bir telafi sağlamayacaktır. Senelerin geçmesiyle başka
bir çözüm yolu bulunması giderek zorlaşacak,
hatta olanaksız duruma gelecektir.
Çözümlenmemiş Kıbrıs sorunu,
Kıbrıs Cumhuriyeti için Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyi
bünyesindeki diğer ülkelerle, ayrıca bölgedeki
komşularıyla ilişkilerinde, bir ayakbağı olmaya devam edecektir.
Annan Planı iki taraftan da fedakarlıklar
gerektirmektedir. Türk göçmelerin tekrar yerleştirilmeleri
gerekecek, Rum mültecilerin bir kısmı ise taşınmaz mallarına
dönemeyecek, bunun için tazminat alacaklardır. Ancak
Plan kabul görmediği takdirde ne dönüş, ne de
tazminat olabilecektir.
Kıbrıslı'lar yalnız bırakılmayacaklardır
: AB, ABD ve diğer uluslarası bağışçılar, anlaşmanın
uygulanmasının yolaçacağı masraflara katkıda bulunacaklardır.
Nitekim, Brüksel'de yapılan Bağışçılar Konferansında
bu amaç için 2 milyar Euro'luk bir meblağ öngörülmüştür.
Diğer taraftan bütün Kıbrıslı'lar Avrupa İnsan Hakları
Sözleşmesinin koruması altında bulunmaya devam edeceklerdir.
Uluslalarası toplum bu anlaşmanın hayata
geçirilmesi için gerçek bir iradeye sahiptir.
Bunun küçümsenmemesi gerekir. Tarafların anlaşmadan
kaynaklanan yükümlülüklerine uyup uymadıkları
titizlikle izlenecek ve taahhütlerin yerine getirilmesi
için gerekli baskı sürdüreceklerdir.
Annan Planında, uygulamanın Kıbrıs'ın çıkarları
yolunda siyasal olgunluk, ilerigörüş ve iyiniyet ışığında
iyileştirilmesine engel olacak nitelikte unsurlar bulunmamaktadır:
Kuruluş Anlaşmasında, Plan şartlarının iki tarafın onayıyla
değiştirilebileceği öngörülmüştür.
Uluslarası toplumdan tam destek alan Annan
Planı, Kıbrıs'ın ekonomik ve siyasal geleceği için eşi
olmayan fırsatlar sağlayacak niteliktedir. Bu Plan, Kıbrıslı'lara,
çocuklarına ve torunlarına, demokratik Avrupa ailesi
bünyesinde barış, güvenlik ve refah içinde
bir gelecek sağlamak için kaçırılmayacak bir fırsattır.
|